|
11 Haziran 2004
TÜRKİYE TOPRAKLARINI TANIYACAK
Ülkelerin ekonomik gelişmesi doğal kaynaklarının
zenginliğine ve bu kaynakların etkin biçimde kullanılmasına
bağlıdır. Bilindiği üzere Türkiye, nüfusunun % 35’i kırsal
alanda yaşayan, istihdamın % 45’ini tarım sektörünün
sağladığı bir ülke konumundadır. Türkiye kırsalının hemen
tek ekonomik faaliyeti olan tarım, bu özelliği nedeniyle,
sermaye birikiminin de en önemli araçlarındandır. Ulusal
gelire % 15 oranında katkı sağlayan tarım, dışsatımda önemli
bir paya sahip olmasının yanında, sanayi sektörüne girdi
üretmekte ve ayrıca sanayi sektörü ürünlerinin tüketicisi
konumunda bulunmaktadır.
Tarımsal üretimin temeli topraktır. Değişik iklim
koşullarında, çok çeşitli kayaçlar üzerinde, farklı bitki
desenleri altında, ayrıcalıklı fizyoğrafik üniteler ve
yükseltilerde oluşmuş ve bu nedenle dünyada yer alan birçok
toprak tipinin çoğunu temsil edecek şekilde ayrıcalıklı
özellikleri bulunan ülke topraklarımız, su ve hava gibi,
yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri, üretilemeyen ve
çoğaltılamayan, sınırlı bir doğal kaynaktır. Ülkemizdeki
sınırlı miktardaki tarım alanlarında tarımsal üretimde
bulunabilmek için, topraklarımızın ve tarım alanlarının
korunarak amacına uygun kullanılması sağlanmalıdır.
Ülkemiz toprak ve su kaynaklarının korunması,
geliştirilmesi, bilim ve tekniğin gerekleri doğrultusunda
kullanılmasıyla ilgili çalışmalarda ortaya çıkan sorunların
önemini ve önceliğini koruduğu bilinmektedir. Çölleşme
tehdidi altındaki topraklarımız, doğal ve doğal olmayan
çeşitli oluşumlardan etkilenmekte olup; çoraklaşma,
kirlenme, sıkışma vb şekillerde niteliğinin değişmesi sonucu
bozulabildiği gibi; erozyon, tarım dışı amaçlı kullanım,
hammadde olarak kullanılma ve benzeri şekillerde kütlesel
olarak yok olmaktadır. Verimli tarım arazilerimiz plansız
kentleşme, sanayileşme ve turizm yatırımları ile her yıl
elden çıkmaktadır. Marmara Bölgesinde 17 Ağustos ve 12 Kasım
1999 tarihlerinde yaşanan depremler de, tarım arazilerinin
tarım dışına çıkarılmasından doğan zararın acı ve gerçek
boyutunu gözler önüne sermektedir.
Türkiye’de tarım sektörünün en önemli sorunu olan yapısal
sorunlar çözülmeden tarım sektörünün geliştirilmesini
beklemek gerçekçi değildir. Yapısal sorunların çözümü için
toprak-insan ilişkilerini sağlıklı düzenlemek gerekmektedir.
Yıllardır ülke gündeminde olan bir konu “Tarımsal Üretim
Planlaması”dır. Ülkemizdeki arazilerin verimli ve en akılcı
biçimde kullanılabilmesi için, öncelikle yetiştirilecek
bitkilerin agroekolojik uygunlukları ile toprak istekleri
belirlenmeli, sosyoekonomik yapı da dikkate alınarak bunlar
eşleştirilmeli ve etkin destekleme yöntemleriyle en uygun
kullanım biçimleri belirlenmelidir.
Sahip olduğumuz en büyük doğal varlık olan toprak ve arazi
varlığımızın korunması, dengeli kullanılması ve
geliştirilmesini amaçlayan girişimler, ancak, toprak ve
arazinin sahip olduğu değerlerinin, gelişen bilim ve
teknolojinin olanaklarını da kullanarak detaylı
tanımlanması, özelliklerinin çok iyi bilinmesi,
haritalanması ve veri tabanı oluşturularak buna dayalı
planlamaların yapılması ile mümkündür.
Toprak ve arazi potansiyel tespit çalışmalarının doğruluk
derecesi, toprak etütlerinin tipi ile yeterlilik ve doğruluk
derecesine bağlıdır. Bazı yöre ve havzaların bir bölümünde
yapılan ve yaygın olmayan detaylı toprak haritalarını
saymazsak, ülke genelinde toplu değerlendirme yapabilmek
için sadece 1966-71 yıllarında yapılan ve 1982-84 yılları
arasında güncelleştirilen yoklama düzeyinde toprak etütleri
mevcuttur. Topraksu Genel Müdürlüğü ve devamında Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen bu
çalışmalar, halen ülke toprakları ve arazilerinin kullanımı
sorunları hakkında başvurulacak başlıca kaynak niteliğini
taşımaktadır. Günümüzde de kullanılan bu verilerin dünyada
geçerli olan son sistemlere göre yenilenmesi gerekmektedir.
Topraklarımız sorunludur ve de topraklarımızın sorunlarını
çözmek için onları yeterince tanımıyoruz. Her farklı toprak
grubunun sahip olduğu özelliklere bağlı olarak, kendine özgü
kullanım biçimi ve yönetim isteği olduğu için, ülke
düzeyinde toprak özelliklerinin ortaya konması ve bu
özelliklere dayalı olarak arazi kullanım planlarının
hazırlanması, sulama proje alanlarının sağlıklı seçimi,
yöresel koşullara uygun ekonomik nitelikli bitki deseni ve
ekim sisteminin saptanması, deprem, sel vb. doğal afetlerden
doğabilecek zararlarında en aza indirilmesi, uygun toprak
yönetim şekillerinin belirlenmesi zorunlu görülmektedir.
Günümüzde toprağın yok olması ve arazi bozulmasının
önlenmesi için teknik, ekonomik, yasal ve kurumsal
tedbirlerin birlikte alınmasının zorunlu hale geldiği herkes
tarafından kabul edilmektedir. Dört mevsimin tüm verileriyle
donatılmış, depremlerde görüldüğü gibi kendine yapılan büyük
yanlışlıklara tutsak olmayacak kadar kimlikli ve özellikli
topraklarımızı, “toprak ana” kutsallığında korumak ve
geliştirmek, öncelikle toprağın ölümünü erteleyebilmek ve
sonra sorunlu arazileri iyileştirebilmek kaygısıyla, Tarım
ve Köyişleri Bakanlığı’nın yönlendiriciliğinde gerekli yasal
ve yönetsel düzenlemeler yapılmaktadır.
Anayasamızın 44., 45. ve 166. maddelerine işlerlik
kazandıracak “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu”
Tasarısı, TBMM gündemine alınmak üzere, Başbakanlığa
sunulmuştur.
Toprağın tanımlanması, sınıflandırılması, korunması, akılcı
kullanılması, geliştirilmesi faaliyetlerini etkili ve hızlı
bir şekilde gerçekleştirmek yedinci ve sekizinci beş yıllık
kalkınma planının amir hükümlerinin yerine getirilmesi ve
Avrupa Birliği’ne uyum süreci açısından önceliği olan bir
konudur. Bu bağlamda, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün
2004 Yılı Yatırım Programında yer alan ve 5 yıl içerisinde
tamamlanması planlanan “Türkiye Toprak Kaynaklarının Etüdü
ve Veri Tabanı Projesi”, 14 Haziran - 23 Temmuz 2004
tarihleri arasında Menemen Tarımsal Hidroloji Araştırma ve
Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde düzenlenecek Eğitim Programı
ile başlayacaktır.
Projenin temel amacı; Ülkemizin toprak ve arazi varlığının
belirlenmesi, tüm özellik ve yetenekleriyle tanımlanması,
uluslararası standartlara uygunluk sağlayacak şekilde
sınıflandırılması, envanterinin yapılması, veri tabanının
oluşturulması ve verilerin farklı kullanıcılar için
anlaşılabilir ve yorumlanabilir bir formda sunulmasıdır.
Zaman, duyarlılık, yeni verilerin üretilmesi ve sonradan
oluşacak değişimlerin izlenebilmesi açısından proje
süresince Küresel Konumlama Sistemi (KKS), Coğrafi Bilgi
Sistemi (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) gibi doğal
kaynakların planlanmasında ve analizinde çok önemli olan
teknikler kullanılacak ve veriler elektronik ortamda
kullanıcılara aktarılacaktır.
Tarım Bilgi Sistemine temel altlık oluşturacak Proje sonunda
elde edilecek verilerle;
Ø Türkiye Toprakları Veri Tabanı oluşturulacaktır.
Ø Tarım alanları nitelik ve nicelik olarak belirlenecektir.
Ø Agro-ekolojik Zonlar belirlenecektir.
Ø Arazi Kullanım Planları hazırlanacaktır.
Ø Türkiye Verimlilik Haritası güncellenecektir.
Ø Erozyon Risk Haritaları oluşturulacaktır.
Ø
Türkiye Toprakları Müzesi oluşturulacak ve ülkemizdeki
toprak çeşitlerini simgeleyen monolitler sergilenecektir.
Proje hazırlık çalışmaları; Üniversiteler, ilgili Meslek
Odaları ve Sivil Toplum Kuruluşlarının katılımıyla, 26 Mart
2002 tarihinde, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nde
başlatılmıştır. Değerlendirme toplantılarının devam ettiği
süreç içerisinde öğretim üyelerimizden oluşan Bilimsel
Danışma Kurulu ile Teknik Danışma Kurulu oluşturulmuş,
öğretim üyelerimizin desteğiyle proje geliştirilmiş ve ilk
aşamada projede çalışacak teknik personele yönelik Basın
Duyurumuza konu Temel Eğitim Programı hazırlanmıştır.
Gediz Ovası’nda belirlenen bir alanda yapılacak uygulamalı
çalışmayı da içeren eğitim sonrası, yeni bilgi ve
teknolojiyle donatılmış teknik personelimiz, öncelikle
belirlenecek pilot bölgelerde ve sonrasında ülke genelinde
toprak etüt ve haritalama çalışmalarını tamamlayacak ve veri
tabanını oluşturacaklardır. Böylece “Türkiye Topraklarını
Tanıyacak”, sahip olduğumuz en büyük doğal varlığımız olan
toprak ve arazi varlığımızın korunması, geliştirilmesi,
planlanması, dengeli kullanılması mümkün olacaktır. Ülkemiz
adına son derece önemli ve çok gerekli olan Türkiye Toprak
Kaynaklarının Etüdü ve Veri Tabanı Projesi’ni kamuoyuna
tanıtmak ve ilgilileri bilgilendirmek üzere desteğinizi
bekliyoruz.
Köy Hizmetleri Araştırma Sistemi’nin en üst organı olan
Araştırma Konseyi’nin 32. Toplantısı da, 14 Haziran 2004
tarihinde THAEM’de başlayarak üç gün sürecektir. Genel
Müdürlük ve 12 Araştırma Enstitüsü yöneticileri ile
Araştırma Grup Başkanları ve Sekreterlerinin katılımıyla
gerçekleştirilecek toplantıda, 2003 yılı sonuçları
değerlendirilecek, 2004 yılı programı gözden geçirilerek,
gelecek yıllar hedefleri belirlenecektir.
Türkiye Toprak Kaynaklarının Etüdü ve Veri Tabanı Projesi
Eğitim Programı ile Araştırma Konseyi 32. Toplantısı’nın
açılışına bekliyor, saygılarımızı sunuyoruz.
Ayrıntılı bilgi için
Tıklayınız....
|