5. ÇORAKLIK SORUNU VARMI ?

           

Çoraklık sorununun teşhisi arazi yüzeyindeki görüntülere göre bir ölçüde yapılabilir. Arazinin topoğrafik durumu, doğal bitki örtüsü, verim durumu, sulama ve drenaj koşulları, toprağın nemliliği özellikle üzerinde durulması gerekli özelliklerdir. Bitki örtüsü, toprak tuzluluğu ile tabansuyunun derinliği ve tuz kapsamı konusunda yararlı bilgiler sağlayabilir. Üst toprak tuzlu olduğu zaman tuz konsantrasyonuna bağlı olarak bu tip topraklarda, halofitik bitki örtüsü görülmekte, arazi çıplak yada bitki örtüsü içinde yer yer çıplaklıklar bulunmaktadır. Halofitler çoraklık sorununun teşhisinde indikatör bitkilerdir.

İç Anadolu Bölgesinde Aksaray Yenizengen Köyü güneydoğusunda Yenikent, Eskil, Kayseri Develi Çayırözü köyü, Yay Gölünün kuzeyi, Kırşehir Malya ve Karapınar-Eşmekaya Geran yaylada halk arasında “eşek kulağı”, “deve kulağı” gibi adlandırılan “Limonium” türleri (L.iconicum, L.anatolicum ve L.lilacinum)  yetiştiği toprakların tuz kapsamları 4.50 dS/m ile 88.00 dS/m arasında değişiklik göstermekte, kireç kapsamları da oldukça yüksektir (% 50-% 70). Kırşehir Malya’dan alınan toprak örneğinde % 4 kireç tesbit edilmiş olup bünyesi kumludur. Yenikent-Eskil arasında alınan toprak örneklerinde % 30 kireç kapsamı tesbit edilmiştir. Bu toprakların bünyesi de siltli tınlıdır. Baskın tuz sodyum sülfattır. Tazeyken hayvanlar tarafından yaprakları yenilmektedir. “Limonium” türlerinin kurutulmuş çiçekli dalları çiçekçilikte dolgu malzemesi olarak kullanılmaktadır.

 

 

Resim 9. Temmuz ve Ağustos aylarında sodyum sülfat ve sodyum klorür tuzlarının hakim olduğu çorak topraklarda yetişen İç Anadolu’ya özgü endemik bitki olan Limonium lilacinum.

Aksaray, Karaman ve Konya illeri civarında bol olarak yetişen halkın “ezgen” dediği “Camphorosma monspeliaca” küçük ve büyükbaş hayvanların severek yedikleri bir mera bitkisidir. Yetiştiği toprakların tuz ve kireç kapsamları oldukça farklıdır. Karaman’da oldukça düşük tuzluluk seviyesinde (0.650-1.04 dS/m) yetişirken Aksaray Sindelhöyük köyünde 46.81 dS/m tuzluluğa sahip topraklarda bile gayet güzel yetişmektedir. “Camphorosma monspeliaca” bitkisinin yetiştiği Konya Karapınar, Karaman Dinek mevkii, Kayseri İncesu-Develi arasında ve Ankara Şereflikoçhisar Akın mevkiinde toprakların tuz kapsamları 0.65-46.810 dS/m, kireç kapsamları % 7.30 ile % 60 arasındadır.Hakim tuz sodyum sülfattır. Yüksek kireç kapsamı taşıyan (% 50’den fazla) toprakların dışında kalan toprakların bünyeleri siltli tınlıdır.  Kuvvetli kök yapısıyla erozyonu önleyici özelliği vardır.

 

Resim 10. Sodyum ve potasyum sülfat tuzlarının bulunduğu çorak topraklar ve bu topraklardaki tüylü, bodur, asfalt kokulu camphorosma monspeliaca (ezgen) bitkisi

 

Konya-Kulu Düden Gölü ve Burdur Salda Gölü kıyılarında, 2.30 dS/m ile 3.27 dS/m arasında değişen tuzluluk değerine sahip topraklarda yetişen “Puccinellia koeieana”, Burdur gölü, Akviran  Kurugöl, Tuz Gölü kıyıları, Burdur Yarışlıgölü, Kayseri Develi Soysallı köyü ve Konya Aslım bataklığında 12.60 dS/m ile 48.00 dS/m arasında değişen yüksek tuzluluk değerine sahip  topraklarda da yetişmektedir. Baskın tuz sodyum ve magnezyum sülfattır. Konya Aslım bataklığında % 87 kireç ortamında yetişen “Puccinellia koeieana”  diğer bölgelerde % 30 civarında kireç içeriği olan toprakları tercih etmektedir. Hayvanlar tarafından severek yenilen bir bitki olan “puccinellia” kuvvetli kök sistemi ile erozyon önleyici olarak kullanılabilir.

    

 

Resim 11. Tuz gölü ve etrafındaki halofitik-tuzcul bitki örtüsü

 

Tipik bir su seven halofit olan, halk arasında “deniz börülcesi” denilen “Salicornia europeae”  Kırşehir Mucur, Akviran Kurugöl, Tuz gölü ve Burdur Acıgöl civarında 48 dS/m ile 120 dS/m tuzluluk içeren bataklıklarda ve taban suyu yüksek topraklarda yetişmektedir.

 

      

 

Resim 12. Su depolayan ve 40 cm’ye kadar boylanabilen bir halofit olan salicornia europaea         (tuzlu ot, deniz börülcesi, kurşunotu)

 

Kireç kapsamları % 20 ile % 50’dir. Hakim tuz kalsiyum sülfat olup, magnezyum ve sodyum sülfat ikinci sırada yer almaktadır. Ege Bölgesinde yemeklik olarak tüketilen “Salicornia Europeae”nın sonbahardaki görünümü yeşil, sarı ve bordo renkleri ile ortaya çok güzel bir peyzaj çıkarmaktadır.

İç Anadolu’ya özgü endemik türlerden olan “Onopardium davisii” Aksaray, Konya, Cihanbeyli, Karapınar, Ereğli ve Kayseri-İncesu civarında yetişmektedir. Halk arasında “eşek dikeni” denen bu bitki sodyum, kalsiyum ve magnezyum sülfat bulunan, kireç oranı yüksek (yaklaşık % 60), 19-20 dS/m elektriksel iletkenlik gösteren topraklarda yetişmektedir. Cihanbeyli-Gölyazı, Karapınar-Geran yayla, Aksaray-Eskil, Polatlı-Hacıbeyli ve Kırşehir-Malya civarında tesbit edilen “Frankenia hirsuta” sodyum klorür ve sodyum sülfat tuzlarının yoğun olduğu, kireç değeri % 30’dan fazla ve yüksek tuz taşıyan (15-101 dS/m), siltli, killi ve tınlı toprakları tercih etmektedir. Konya- Karapınar, Niğde- Ulukışla civarında tesbit edilen “salsola crassa % 48-% 64 arasında kireç, 24-68 dS/m tuzluluk içeren, sodyum korür ve sodyum sülfat tuzlarının baskın olduğu genellikle siltli tınlı topraklarda yetişmektedir. Bir başka tipik halofit  “Halimione verrucifera” siltli tınlı,  genellikle sodyum sülfatlı, 13-80 dS/m tuzluluk, % 20-35 kireç içeren topraklarda yetişmekte ve hayvanlar tarafından severek tüketilmektedir.

 


Resim 13. Sodyum klorür ve sülfat tuzlarının yoğun olduğu çorak ve kireçli topraklarda yetişen Frankenia hirsuta bitkisi

Tuzlu bataklıklarda ve taban suyu yüksek topraklarda yetişen, toprağa çok sıkı tutunan, ekolojik dengenin devamı açısından önemli olan “Juncus”  türleri geniş bir tuz aralığında, sülfatça zengin, yer yer klorür tuzlarının baskın olduğu % 50’den fazla kireç  içeren toprakları sever. Halk arasında “kındıra, kofa ve hasır otu” olarak adlandırılırlar. (Resim 2). Halofit olmayan fakat halofitik bitkilerle beraber yaşayabilen bazı step türlerine de rastlamak mümkündür. Bunlar genellikle az tuzlu (0.4-0.9 dS/m), yüksek kireç (% 48) içeriğine sahip topraklarda yetişmektedir. “Artemisia, Cyathobasis fruticulosa, alhagi, poa bulbosa, limonium ve halocnemum”  türleri sayılabilir. “Peganum harmala“ da  halofitlere eşlik eden bir bitkidir. Halk arasındaki adı ”üzerlik”dir.

 

 

 

Resim 14. Sodyum sülfat tuzlarının hakim olduğu ve halofitlerle birlikte yetişen sadece taze iken hayvanlar tarafından otlanan bitki örtüsüne sahip az tuzlu topraklar.

 

Beyaz tuz kabukları tuzlu toprakların en belirgin özelliklerinden biridir. Ancak bütün tuzlu toprakların yüzeyinde beyaz tuz kabukları görülmeyebilir. Organik maddenin peptizasyonu neticesinde siyah renkli tuz kabukları da oluşabilir. Tuz kabuklarının en önemli bileşimleri sodyum klorür (NaCl), sodyum sülfat (Na2SO4) ve magnezyum sülfattır (MgSO4). Nisbi nem fazla olduğu zaman, magnezyum klorür (MgCl2) ve kalsiyum klorür (CaCl2) gibi higroskopik tuzları içeren toprakların, yüzeyleri tuz ve toprak karışımı koyu renkli, kaygan bir çamur halini alır. Sodyum sülfatlı (Na2SO4.10H2O ve Na2SO4) tuzların birikim gösterdiği toprakların yüzey kısımları yumuşak ve tüy gibi hafif durumdadır.

 

          

 

Resim 15. Tuzlu toprakta iğne şeklinde Na2SO4.10 H2O (Miribalite)

kristalleri ile toprak parçaçıklarının tüy şeklindeki karışımı (Çumra)

 

 

 

            

 

Resim 16. Tuzlu topraklarda kısmen birbiri üzerini örten ve kabuk strüktürü

meydana getiren [Na2Mg (SO4 )2 4H2O] (Bloedite) kristalleri (Kaşınhanı).

Na2SO4. 10 H2O (Miribalite) varlığında iğne şeklindeki tuz kristalleri ile toprak tanecikleri karışmış bir görüntü verir. Kristalleşme genellikle nemin nispeten fazla olduğu geceleyin ve sabahın erken saatlerinde daha fazla oluşur. Sodyum magnezyum sülfat [Na2Mg (SO4 )2 4H2O] (Bloedite) çift tuzu toprak yüzeyinde cam gibi saydam kümeler oluşturur, toprak yüzeyini örterek havalanma ve buharlaşmayı engeller. Sonuçta toprak ıslak kalır. Altı ıslak tuz lekelerinin etrafı ise kuru, sert ve çatlamış haldedir.

 

 

 

Resim 17. Sodyum ve magnezyum sülfat tuzlarının hakim olduğu kuru, sert ve çatlamış haldeki çorak topraklar ve doğal bitki örtüsü olarak halocnemum strobilaceum (çuvan, acı ot).

            Değişebilir sodyumun bulunması ise üst toprakta çamurlu bir tabaka ile uzanan sert kabuklar ve düzensiz bir mikrotopografinin görülmesi ile belirlenebilir. Toprak yüzeyinde küçük su birikintileri içerisindeki nispeten uzun süren turbidite değişebilir sodyumun varlığını gösterir. Arazide yapılan etüd sırasında toprak profilinin özellikleri belirlenmelidir. Horizon ve tabakaların profil açıklamaları profil içindeki tuzluluğun tanımlanmasına yardımcı olur.Yaygın olarak kabul gören Taksonomik Sınıflandırma sisteminde çeşitli şekillerde tuzlanmış olan topraklar, geniş bir şekilde birlikte sınıflandırılmamışlardır. Tuzların etkisinde kalmış olan topraklar Entisol, Inseptisol, Alpisol, Mollisol ve Aridisoller içerisinde bulunur. Örnek verilecek olursa;

 

            Ordo               : Aridisol

            Alt ordo           : Argids ve Orthids

            Büyük grup     : Solorthid (tuzlu toprak)

  Natrorgid (alkali toprak)

            Bu toprak sınıflandırma sistemi içerisinde, tuzlu toprakların tanınmasını belirleyen özellikler ise şunlardır.

            Salik horizon : Kalınlığı 15 cm veya daha fazla ve içinde soğuk suda jipsten daha fazla çözünen tuzlar bulunan sekonder bir birikme horizonudur. Salik horizon en az % 2 tuz içerir. Anılan horizonun kalınlığı (santimetre olarak) ile tuz yüzdesinin (ağırlık olarak) çarpımı 60 veya daha fazladır. Buna göre 20 cm kalınlığındaki bir horizona salik horizon denilebilmesi için horizonun en az % 3 tuz, 30 cm kalınlık için de en az % 2 tuz içermesi gerekir.

            Natrik horizon : Bu horizon argilik horizonun bir özel çeşididir. Natrik horizon argilik horizonun özelliklerinden başka aşağıdaki özellikleri taşır.

            1. Prizmatik veya daha genel olarak kolumnar strüktür.

            2. SAR 13 ya da değişebilir sodyumca % 15’den fazla doygunluk.

Bazı kısımları % 15’den fazla değişebilir sodyum içeren bir C horizonu üstünde bulunan ve değişebilir magnezyum ve sodyum toplamı değişebilir kalsiyum ve hidrojen (pH 8.2) toplamından fazla olan bir argilik horizon bir natrik horizondur.

 

           

 

Resim 18. Arazide etüd ile toprak özelliklerinin belirlenmesi

 

FAO/UNESCO sınıflandırma sisteminde çorak topraklar soloncak ve solonetz olarak adlandırılır. Soloncakların tuz kapsamı yüksek olup arazide morfolojik özellikleriyle kolayca belirlenebilir. Yüzeyleri kolay çözünebilen tuz kabukları veya birikintileri ile kaplıdır. Yüzey tabakası ve alt horizonlar sarı-kahverengi ile açık gri veya gri renktedir. Bitki örtüsünden yoksundur. Doğal vejetasyon tipik halofitlerden oluşur. Yalnız otlak alanlarındaki soloncaklar bitki örtüsü ile kaplı olup toprak profili koyu renklidir. Yılın bazı dönemlerinde profilin belirli bir derinliğinde, ince bünyeli topraklarda 75 cm’den daha az derinlikte elektriksel iletkenlik (EC) değerleri 25 0C’de 15 dS/m yada daha fazladır. Ayrıca, 25 cm’lik derinlik içerisinde EC 4 dS/m ve pH’sı (1:1) 6.5’un üzerinde olan topraklar soloncak toprak olarak isimlendirilir. Bu sistemde soloncaklar Gleyik (Zg), Takır (Zt), Mollik (Zm) ve Orthik (Zo) soloncak olarak harita ünitelerine ayrılırlar. Solonetzler natrik B horizonu olan topraklardır. Bu argilik B horizonu kolumnar yada prizmatik yapıdadır ve %15’den fazla değişebilir sodyum içerir. Solenetzler Gleyik (Sg), Mollik (Sm) ve Orthik solonetz şeklinde alt bölümlere ayrılır.