3. ÇORAKLIK NEDİR ?
· Çeşitli Tuzların Bitki Gelişimini Engelleyecek Bir Düzeyde Birikmesidir.
Çoraklık genellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde meydana gelir. Yağışlı bölgelerde topraktaki çözünebilir tuzlar, yağışlarla toprak içerisinde aşağıya doğru hareket ederek yeraltı sularına ve daha sonra akarsularla denizlere taşınırlar. Bu nedenle tuzlulaşma olayına genellikle yağışlı bölgelerde rastlanmaz ise de, bu bölgelerde tuzlanmaya deniz kıyısındaki ırmak deltalarında ve denize yakın alçak arazilerde yer alan topraklarda rastlanır.
Tuz kaynakları geniş bir dağılım gösterir. Hidroliz, hidrasyon, çözünme, oksidasyon ve karbonasyon gibi kimyasal ayrışmalar sonucunda ana kaya içerisinde bulunan tuzlar açığa çıkar. Tuzların bir yerden diğer bir yere taşınmasında su ve rüzgar önemli rol oynar. Bazen rüzgarlarla ince su serpintileri halinde iç kısımlardaki arazilere kadar taşınırlar.

Resim 3. Sodyum klorür ve sodyum sülfat tuzlarının hakim olduğu tuzlu topraklar ve doğal bitki örtüsü artemisia santonicum (yavşan)-camphorosma monspelicia (ezgen) bitki grubu.
Türkiye’de kıyı ve allüviyal ovalar, Orta Anadolu Platosu toprakları çözünebilir tuz bakımından zengindir. Kıyı ovaları hidromorfik allüviyal topraklar olup, Orta Anadolu Platosunda eski Lecustrine depozitlerle kaplı geniş alanlar mevcuttur.
Kurak bölgelerde tuzların yıkanması ve araziden uzaklaştırılması işlemi yağışlı bölgelerdeki gibi oluşmaz. Tuzların yıkanması lokal bir özelliktedir. Çözünebilir tuzlar fazla uzağa taşınamaz. Çünkü böyle yörelerde yıllık yağış, gerek toplam miktar, gerekse yıl içerisinde dağılımı nedeniyle toprak içerisindeki tuzların yıkanmasına ve topraklardan uzaklaştırılmasına yeterli değildir. Ayrıca iklimsel özelliklerden dolayı fazla buharlaşma ve bitkilerden olan terleme, tuzların toprakta ve toprak yüzeyinde yoğunlaşmasına neden olur.
Bitkilerin normal büyüme ve gelişmelerini önleyecek kadar sodyum bulunduran topraklara da sodyumlu topraklar denilmektedir. Bu topraklar uygun olmayan drenaj koşullarına sahiptirler. Toprak genellikle balçıklaşır, geçirgenliği azalır ve geç tava gelirler. Islak olduklarında yağlı bir görünüşte olup, plastik ve yapışkan olmalarına karşılık kurudukları zaman çok sert bir durum alarak; çatlaklar, büyük kesekler ve kalın kabuklar meydana getirirler.

Resim 4. Derin çatlaklar oluşmuş sodyumlu toprak ve üzerinde Türkiye’ye özgü bir alt tür olan demetsi görünüşlü buğdaygil bitkisi (Puccinellia koeieana subsp. Anatolica).
![]() |
Resim 5. Tuzluluk ve sodyumluluk toprakların fiziksel özelliklerini bozarak bitki gelişmesini etkiler.
Bitkilerin normal büyüme ve gelişmelerini engelleyecek miktarda hem tuz, hem de sodyum bulunduran topraklara tuzlu-sodyumlu, kültür bitkilerinin gelişmesini önleyecek miktarda tuz ve sodyumun yanısıra bor da içeren topraklara tuzlu-sodyumlu ve borlu topraklar denilmektedir. Tuzlu ve sodyumlu topraklar tuzlulaşma işlemlerinin beraberce oluşması sonucu meydana gelirler. Fazla tuzun bulunması durumunda toprak tanecikleri floküle olurlar. Fazla tuz nedeniyle özellikleri ve görünüşleri tuzlu topraklara benzer. Alt tabakalara doğru fazla tuzların yıkanması durumunda, toprak çözeltisindeki tuz yoğunluğu azalır ve bunun sonucunda değişebilir sodyum hidrolize olarak sodyum hidroksit oluşur. Sodyum hidroksit havadan absorbe edilen, yahut mikroorganizma faaliyetleri sonucunda açığa çıkan CO2 ile tepkimeye girerek sodyum karbonata dönüşür. Bahsedilen işlemler sodyum karbonat birikimine neden olur. Sonuç olarak sodyum iyonunun artması ile toprak yüksek alkali reaksiyon gösterir. Yüksek alkali reaksiyon karşısında toprağın fiziksel yapısı bozulur.

Resim 6. Sodyumlu topraklarda fiziksel yapı yüksek alkali reaksiyonla bozulmuştur.
Borlu topraklar genellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde oluşmaktadır. Türkiye topraklarında bor dağılımı önemli değişiklik gösterir. Toprağın oluşumunda rol oynayan kireçtaşı, şel, kumtaşı ve buzul molozları bor içerirler. Bunun yanında volkanik bölgelerin sediment depozitlerinde de bor kaynaklarından biri olan borik asit toplanabilir. Topraktaki diğer bor kaynağı bitki ve hayvan artıklarıdır. Deniz suyu, toplam tuzlarının % 0.1' i kadar bora silikat kapsar. En önemli bor içeren mineral turmalindir (% B 3-4). Asit sularda iyonize halde borik asit (H3BO3) olarak bulunurken, pH’sı 9.2’den yüksek olan sularda hem borik asit, hem de tetraborat iyonu (BO7) halinde bulunur. Sudaki metaborat (BO2) formu, daha çok pH’nın 9.2’den yüksek olduğu alkali ortamlarda oluşur. Borun birçok tuzu suda çözünebilir özelliktedir. Bu yüzden sulama sularıyla tarım arazilerine kolayca taşınabilirler. Borlu toprakların belirgin bir özellikleri yoktur, onun için gözle tanınmaları olanaklı değildir. Ancak çok küçük miktarlarda bor içeren topraklarda bile, bora duyarlı bitkiler zehirlenme belirtileri gösterebilirler.
Toprakların magnezyum kapsamları genellikle % 0.05 ile % 0.5 arasında değişmektedir. Magnezyum killi topraklarda daha fazla bulunur. Nedeni biotit, serpantin, hornblend ve olivin gibi nispeten kolayca aşınabilen minerallerde magnezyumun bulunmasıdır. Ayrıca klorit, vermikulit, illit ve montmorillonit gibi ikincil kil mineralleri de magnezyum içerirler. Bazı topraklar magnezyum karbonat yada dolomit olarak magnezyum içerirler. Kurak ve yarı kurak bölge topraklarında magnezyumsülfat olarak çok miktarda magnezyum bulunabilir. Topraklardaki magnezyum miktarı büyük ölçüde toprak tipine bağlıdır. Podzol ve lateritik topraklar gibi önemli ölçüde yıkanmış ve aşınmış topraklarda genellikle magnezyum miktarı düşüktür. Diğer taraftan çöküntü alanlarında oluşmuş olan topraklar da yüksek miktarlarda magnezyum kapsarlar. Magnezyumlu topraklarda ana kayanın önemli rolü vardır. Genellikle bazalt, peridotite ve dolomit gibi magnezyumca zengin kayalar üzerinde oluşmuş topraklarda magnezyum miktarı önemli derecede yüksektir. Serpantin üzerinde oluşmuş topraklarda da magnezyum miktarı çok fazladır.
Topraklardaki magnezyum; toprak minerallerinin yapısal bir elementi olarak magnezyum, kil mineralleri ve organik madde gibi toprak kolloidlerine bağlı değişebilir formdaki magnezyum ve suda çözünebilir formdaki magnezyum şeklinde üç gruba ayrılır. Bu üç form denge halindedir. Değişebilir magnezyum genellikle toplam magnezyumun yaklaşık % 5’ i kadardır. Bu fraksiyon suda çözülebilir magnezyumla birlikte bitkilerin magnezyum ihtiyacının giderilmesinde büyük bir öneme sahiptir. Değişebilir magnezyum normal olarak katyon değişim kapasitesinin % 4 ila % 20’sini oluşturur. Bu durumda magnezyum miktarı, kalsiyum miktarından düşük potasyum miktarından yüksektir. Değişebilir mağnezyumu yüksek topraklar makro bitki besin maddeleri bakımından eksiklikler göstermekte, ayrıca fazla magnezyum, potasyum ve kalsiyum gibi diğer iyonların alımını etkileyerek bitkilerde beslenme açısından dengesizliklere yol açmaktadır. Değişim komplekslerin de bulunan fazla miktardaki magnezyum, toprakta fazla sodyumun neden olduğu etkilere benzer etkiler yapar. Topraklarda değişim kompleksleri üzerinde adsorbe edilen magnezyumun yüksek düzeylerde olması toprak yapısının bozulmasına yol açar. Toprak yapısını kötüleştirerek fiziksel, biyolojik ve kimyasal özelliklerin bozulmasına neden olur. Mg:Ca oranının artması ile toprakların dispersiyonu artar ve su iletkenliği büyük ölçüde azalır. Sulama ya da yıkama suyunda Mg:Ca oranının artması, değişim kompleksi üzerinde sodyumu artırır ve sonuçta toprakta sodyumluluğa neden olur.
Çizelge 4. Çorak toprakların belirgin özellikleri
|
ÇORAKLIK DURUMU |
DOĞAL OLUŞUMU |
FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ |
KİMYASAL ÖZELLİKLERİ |
BİTKİLERE ETKİSİ |
|
TUZLU TOPRAKLAR |
kurak ve yarı kurak bölgelerde bulunurlar. genelde deniz suyunun etkisinde kalmış ve göl alanlarında oluşurlar. |
tuzlar, killerin yumaklaş masını ve toprağın stabil bir yapıda olmasını sağlar. hava ve su geçirgenliği ile diğer özellikleri normal topraklara benzer. |
sodyum, kalsiyum ve magnezyumun klorür ve sülfatlardan oluşan nötral çözünebilir tuzlar hakimdir. pH’sı 8.2’ den azdır. elektriksel iletkenlik (EC) 4 dS/m’den yüksektir. |
tuzların toprak çözeltisinin osmotik basıncını artırarak suyun yarayışlılığını azaltır. |
|
ALKALİ TOPRAKLAR |
yarı kurak ve yarı yağışlı bölgelerde buharlaşma ile toprak çözeltisinde sodyumun artmasıyla ve etkili bir yıkanmanın peşpeşe devam etmesiyle oluşur. |
killerin dispers olmasıyla yapı bozuktur. yetersiz drenaja sahiptirler. genelde balçıklaşır ve geç tava gelir. ıslak iken yağlı, plastik ve yapışkan,kuru iken sertleşerek çatlaklar oluşturur. |
alkali hidrolizine yol açan Na2CO3 gibi tuzlar oldukça yoğundur. 8.2’den yüksek pH alkaliliğin kuvvetli bir göstergesidir. değişebilir sodyum yüzdesi 15’den fazladır. EC 4 dS/m’den genellikle düşüktür. |
bozuk toprak yapısıyla, yüksek toprak pH’sının bitki beslenmesinde düzensizliklere neden olmasıyla Na, CO3, Mo, B vb. gibi özel iyonların toksik etkileriyle bitki gelişimini etkiler. |
|
MAGNEZYUMLU TOPRAKLAR |
yarı kurak ve yarı kurak bölgelerde, serpantin, basalt ve dolomit gibi kayaçlar üzerinde, ana materyalin etkisiyle oluşur. |
sodyumlu topraklarda görülen benzer fiziksel özelliklere sahiptir. |
toprak çözeltisinde magnezyum hakim iyondur. toprağın pH değeri 9’a kadar yükselir. |
toprak çözeltisinin osmotik basıncını artırır, aynı osmotik basınçlı nötral tuzlardan daha toksik etki yaratır. özel iyonların toksik etkileriyle bitki gelişimini etkiler. Ca eksikliği gibi. |
|
JİPSLİ TOPRAKLAR |
kurak ve yarı kurak bölgelerde, jips içeren kayaçların etkisiyle oluşur. |
kurak bölge topraklarında fazla miktarda jips olması toprakların çimentolaşmasına sebep olur. |
kalsiyum ve sülfat iyonları hakimdir. toprağın pH değeri 5-8 arasındadır. |
kalsiyumun toksik etkisi görülür ve diğer elementlerin alımı etkilenir. |