2. TÜRKİYE TOPRAKLARININ ÇORAKLIK DURUMU

 

Türkiye’deki tüm mevcut veriler çoraklığın oluşmasında

·         iklim,

·         drenaj,

·         tarımsal işlemler ve

·         toprak karekteristiklerinin

 

etkili olduğunu, bu faktörlerin etkilerini birbirinden ayrı olarak değerlendirmenin çok zor olduğunu ortaya koymaktadır.

Türkiye'de kurak ve yarı kurak iklim koşullarının etkisiyle beraber,  kuru tarımdan sulu tarıma geçildiği ilk dönemlerdeki yüksek ürün artışına aldanarak, birçok sulama projesi tarla içi hizmetleri tamamlanmadan, çiftçilere sulama konusunda gerekli bilgiler aktarılmadan ve önlemler alınmadan hayata geçirilmiş, bunun sonucunda da verimli topraklar da çoraklaşma başlamıştır. Böylece doğal olarak var olanlara, yeni çorak topraklar eklenmiştir. Bu süreç sonunda, alt yapı olmadan sulanan alanlarda sürekli bir üretim artışı sağlamanın söz konusu olamayacağı, sulama yatırımlarının toprak ve su kaynakları açısından entegre bir proje olmasının gerekliliği açık bir şekilde anlaşılmıştır. Çoraklığın genellikle ovalarda ve kapalı havzalarda, sulamaya elverişli derin topraklarda oluşumu aslında verim potansiyeli yüksek olması gereken bu toprakları hemen hemen istifade edilemez duruma getirmiştir. Çoraklığın ortadan kaldırılması halinde bunların birinci sınıf tarım toprağına dönüşeceği şüphesizdir.

Ülkemizde tuzlu ve sodyumlu toprakların ilk etüdü ve sınıflandırması, K.Ö. Çağlar tarafından yapılarak, bu toprakların yayılış alanları ve genel özellikleri açıklanmıştır. Örneğin karabarut yapımında kullanılan güherçileli (nitratlı) topraklara "tatlı çorak", klor, sülfat ve karbonat iyonlarını kapsayanlara da "acı çorak" denilmiştir. Çorak öztürkçe bir sözcük olup, "Çor" hastalık demektir. Türk köylüsünün, toprağın verimsizliğini yada düşük verimli olmasını tanımlayabilmek için bu adı benimsediği sanılmaktadır. Bu rehber içinde “Çorak” terimi tuz, sodyum ve bor tesir etmiş topraklar için kullanılmıştır.

Türkiye' de tuzlu ve sodyumlu toprakların ilk ön etüdleri Oakes tarafından 1954 yılında yapılmıştır. Toprak ve Gübre Araştırma Enstitüsü tarafından toprak etüdleri, tüm fiziksel ve kimyasal laboratuvar analizleri yapılan bu çalışma, bir ön etüd ve daha çok istikşafi bir öneme sahiptir. Bu çalışmada soloncak (tuzlu) topraklar ve zayıf drenaj ve buna bağlı olarak tuzluluk sorunu gösteren hidromorfik alüviyal topraklar ile kıyı kumul ve bataklık kompleksleriyle birlikte tarıma elverişsiz topraklar belirlenmiştir. Bu sorunlu topraklardan bazıları fazla tuz mevcudiyetiyle oluşmuş hakiki solancaklardır. Bazıları ise evvelce normal olan topraklara sonradan sulama suları veya sulama kanallarından sızan sularla ilave edilen tuzlarla meydana gelmiş topraklardır.

 

 

Resim 1. İç Anadolu bölgesinde kalsiyum sülfat, sodyum sülfat ve sodyum klorür tuzlarının hakim olduğu çorak topraklar ve bu alanlara özgü endemik bitki olan gypsophila oblanceolata (çevgen).

 

Türkiye topraklarının etüdü ile ilgili bu çalışmada, soloncakların genellikle üç tipte olduğu ve bu sahalarda;

·         tuzların eski göl yataklarında olduğu gibi su basmalarıyla biriktiği,

·         tuzların yüzeye yakın taban altı suyundan kapillarite ile yükselerek birikmesi,

·         bu iki oluşum şeklinin müşterek etkisiyle tuzlanmanın meydana geldiği belirtilmiştir.

 

Hidromorfik tuzlu alüviyal topraklar ise esas olarak ara sıra meydana gelen su taşkınlarının etkisinde kalan veya uzun müddet yaş kalan zayıf drenaja sahip sahalarda Türkiye’nin hertarafında akarsu vadilerinde, delta ve havzalarda diğer alüviyal topraklarlarla birlikte meydana gelmişlerdir. Bir çoğu nehirlerin taşkın sahalarındaki seviye bakımından alçak olan yerlerde görüldüğü gibi Konya havzasında olduğu gibi geniş alanlar kaplamaktadır. Ayrıca, kıyı kumul ve bataklık komplekslerinde tuza dayanıklı bazı otların ve sazların yetişebildiği, bu sahaların drenaj vasıtasıyla ıslahının mümkün olduğu ancak ıslahın doğal yaşam da gözönünde tutulacak olursa pratik ve devamlı olmayacağı da ifade edilmiştir.

 

Resim 2. Tuzlu bataklık alanlar ve sodyum klorür, magnezyum klorür tuzlarının hakim olduğu bu alanlarda yetişen juncaceae (hasırotugiller).

 

Türkiye Toprakları çalışmasından sonra yoklama kademesinde yapılan Türkiye Geliştirilmiş Toprak Haritası Etüdlerinden (1966-1971) bulgular derlenerek Türkiye Arazi Varlığı Envanteri hazırlanmıştır (1978). Türkiye Geliştirilmiş Toprak Haritası etüdlerinde kullanılan tuzluluk ve alkalilik kriterlerine göre Türkiye’de 1 518 722 ha alanda tuzluluk ve alkalilik (çoraklık) sorunu tespit edilmiştir (Çizelge 2).

 

 

  Çizelge 2. Türkiye topraklarının tuzluluk derecesi ve alanları

 

 

Tuzluluk derecesi

 

 

Alan (ha)

 

Toplamdaki %’si

Hafif Tuzlu

614 617

 41

Tuzlu

504 603

 33

Alkali

    8 641

      0.5

Hafif Tuzlu Alkali

125 863

  8

Tuzlu Alkali

264 958

   17.5

Toplam

            1 518 722

100

 

 

 

 

Bu verilere göre çorak araziler ülkemiz yüzölçümünün % 2'sine, toplam işlenen  arazilerinin (27 699 003 ha) % 5.48’ ine, 8.5 milyon hektarlık ekonomik sulanabilir arazinin % 17'sine eşdeğer büyüklüktedir. Toplam çorak alanların % 74’ü tuzlu, % 25.5’i tuzlu-alkali ve % 0.5’i alkali (sodyumlu) topraklardan oluşmaktadır. Çorak toprakların büyük bir kısmını tuzlu topraklar oluşturmuştur. Türkiye Arazi Varlığı Envanterine göre Türkiye’de 2 775 115 ha alanda yaşlık (drenaj) sorunu vardır. Toplam miktara göre 1 689 358 hektar alan yetersiz drenajlı, 776 312 hektar alan fena drenajlı, 283 381 hektar alan bozuk drenajlı, 26 064 hektar alan aşırı drenajlıdır.

 

Şekil 1. Türkiye’de toplam işlenen arazi miktarına göre toprak tuzluluk derecesine bağlı olarak  çorak toprakların dağılımı (%).

 

            Türkiye Geliştirilmiş Toprak Haritası Etüdlerinden sonra geçen yaklaşık 20 yıllık süreçte tarla içi geliştirme hizmetleri, yapılan yatırımlar ve çiftçi uygulamalarıyla toprak özelliklerinde ve arazi kullanma şekillerinde önemli değişmeler olmuştur. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün il arazi varlığı raporlarına göre 2000’li yıllarda yapılan değerlendirmeler çerçevesinde Türkiye’de yaşlık (drenaj) ve çoraklık problemi olan alanların illere göre dağılımı Çizelge 3’de özetlenmiştir. Bu raporlara göre arazilerin kullanma şekilleri itibariyle Türkiye’de kuru tarım alanlarının 163 638 hektarında, sulu tarım alanlarının 449 709 hektarında, bağ-bahçe alanlarının 9 050 hektarında, çayır-mera kullanım alanlarının 733 422 hektarında, Orman-funda alanlarının 11 436 hektarında çoraklık sorunu vardır.

 

Çizelge 3. Türkiye’de yaşlık ve çoraklık problemi olan arazilerin illere göre dağılımı

İL

yaşlık

çoraklık

toplam (ha)

Adana

Adıyaman

Afyonkarahisar

Ağrı

Amasya

Ankara

Antalya

Artvin

Aydın

Balıkesir

Bilecik

Bingöl

Bitlis

Bolu

Burdur

Bursa

Çanakkale

Çankırı

Çorum

Denizli

Diyarbakır

Edirne

Elazığ

Erzincan

Erzurum

Eskişehir

Gaziantep

Giresun

Gümüşhane

Hakkari

Hatay

Isparta

İçel

İzmir

İstanbul

Kahramanmaraş

Kars

Kastamonu

Kayseri

Kırklareli

Kırşehir

Kocaeli

Konya

Kütahya

Malatya

Manisa

Mardin

Muğla

Muş

Nevşehir

Niğde

Ordu

Sakarya

Samsun

Siirt

Sinop

Sivas

Şanlıurfa

Tekirdağ

Tokat

Trabzon

Tunceli

Uşak

Van

Yozgat

Zonguldak

TOPLAM

34  883

    1 341

 25 250

16 106

     809

12 890

62 528

  2 030

18 022

28 887

  3 824

     762

  5 500

  9 046

34 652

51 599

23 414

  5 082

  6 103

10 082

     399

11 805

     462

   6 464

18 818

 31 231

  1 085

  1 106

23 847

  7 473

10 985

27 499

  8 380

25 536

17 896

20 984

29 518

  2 973

24 613

  6 164

13 337

11 847

         120 594

33 447

    533

19 373

  1 226

16 678

35 105

  9 273

22 694

     927

74 177

83 331

    510

  7 061

12 619

     882

  4 468

  2 072

     366

  1 930

  1 936

31 289

  1 140

  5 715

      1 142 578

109 762

-

  54 761

  10 599

    3 789

  39 777

    8 515

-

  72 998

  13 337

       870

-

     6 874

       312

     2 814

    10 041

     9 688

     8 792

   12 457

   30 730

-

32 770

-

   3 721

17 920

32 667

-

-

-

  9 830

38 841

  1 865

46 826

63 754

 1 373

    205

54 549

       39

73 707

    312

24 627

     373

              266 435

   9 873

-

40 940

-

21 945

32 297

  4 604

56 843

       42

  2 705

31 655

-

     374

21 836

-

    384

1 639

-

-

   586

               35 027

     39

-

          1 326 719

144 645

    1 341

  80 011

  26 705

    4 598

  52 667

  71 043

    2 030

  91 020

  42 224

    4 694

       762

   12 374

     9 358

  37 466

  61 640

   33 102

  13 874

  18 560

  40 812

       399

  44 575

       462

  10 185

  36 738

  63 898

     1 085

     1 106

   23 847

  17 303

  49 826

   29 364

   55 206

  89 290

  19 269

  21189

   84 067

    3 012

   98 320

     6 476

   37 964

   12 220

                 387 029

   43 320

        533

    60 313

      1 226

    38  623

     67 402

    13  877

                  179 537

         969

     76 882

                 114 986

         510

      7 435

    34 455

         882

      4 852

       3 711

         366

      1 930

      2 522

    66 316

      1 179

      5 715

               2 569 297