Anasayfa                       English Version

Menü

BİRİMLERİMİZ
Yöneticilerimiz
Daire Başkanlıkları
Bölge ve İl Müdürlükleri
Proje Müdürlükleri
Araştırma Enstitüleri
Eğitim Merkezi Müdürlükleri
GÖREV VE ÇALIŞMALARIMIZ
KHGM ENVANTER BİLGİLERİ
Genel Envanter Özeti
Personel Durumu
Makine Parkı
Köy Yolları
Toprak Ve Su Kaynakları
İskan Hizmetleri
Köy İçme Suları
KHGM REHBERİ
KHGM'nin Tarihçesi
Dünden Bugüne KHGM
KHGM Resimleri / Logolar
KHGM Ekran Koruyucusu
Gerekli Programlar
ARAŞTIRMA YAYIN ÖZETLERİ
Araştırma Özetleri -ARDATA-
APK ULUSAL BİLGİ MERKEZİ
UBM Nedir?
Sayısal Haritalar
MODÜL KILAVUZU
Otomasyon Projesi Kılavuzu
Envanter Uygulama Kılavuzu
İhale Uygulama Kılavuzu
APK Bilgi İşlem Merkezi
TELEFON REHBERİ
TARIM REHBERİ
Kısıtlı Sulama
Sulama Sistemleri
Biyogaz nedir ?
Sulama Saat Ücretleri Hesabı
Sulama Pompaj Tesislerinde Pompa Seç. Etki Ed. Faktörler
Diğer Başlıklar >>

Havza Korumada Fildöfer Kafes İnşaatı Uygulaması


Mustafa AKINCI
Ziraat Yüksek Mühendisi
T.B., KHGM, ANKARA

Armağan KARABULUT
Hidrojeoloji Yüksek Mühendisi
T.B., KHGM,Toprak ve Gübre Araştırma Enstitüsü, ANKARA

Sevinç MADENOĞLU
Ziraat Yüksek Mühendisi
T.B., KHGM,Toprak ve Gübre Araştırma Enstitüsü, ANKARA

ÖZET
Dünyada her yıl önemli miktarlarda toprak taşınarak dere, ırmak, kanal, sulama ve hidroelektrik baraj ve göletlerinde birikmektedir. Bu birikim sonucunda ise hidrolojik yapıların ekonomik ömürleri kısalmaktadır. Üçüncü dünya ülkelerindeki toprak erozyonuna ilişkin bilgilerin çoğu, barajlarda ve göletlerde biriken sediment ya da akarsuların taşıdıkları silt miktarı gibi dolaylı bilgilerdir. Bu nedenle havza bazında, erozyonu dolayısıyla sediment birikimini önlemeye yönelik gerekli tedbirler alınmalıdır.
       Ankara’nın güneydoğusunda yer alan Güvenç Göleti de erozyon sonucu meydana gelen sediment birikimi sorunu ile karşı karşıyadır. Yapılan ölçümler sonucunda göletin su toplama rezervuarının %30’unun sedimentle dolduğu belirlenmiştir. Bu nedenle havzada meydana gelen erozyonu kontrol altına almak ve en aza indirmek için gerekli önlemlerin bir an önce alınması kaçınılmaz olmuştur. Bu amaçla, gölet havzasında kontrol önlemi olarak, sediment birikimini kademeli olarak azaltan, günümüzde dünyada da kullanımı giderek yaygınlaşan gabiyon veya fildöfer adı verilen yapılar inşa edilmiştir.
         Proje kapsamında havza alanında, Yaslımeşe deresi üzerinde 10 ve Cevizli dere üzerinde 11 adet olmak üzere toplam 21 adet fildöfer eşik inşa edilmiş, Yaslımeşe deresinin %4, Cevizli derenin %14 olan doğal eğimi %1’e düşürülmüş ve böylece meydana gelebilecek sediment taşınımının en aza indirilmesi amaçlanmıştır.
        Echo-Sounder aletiyle 1997 ve 2000 gölet batimetre haritası Köy Hizmetleri Ankara Araştırma Enstitüsü tarafından üretilmiş ve derinlik farkları iki farklı yılın referans kotları yardımı ile 1.1 m bulunmuştur (Demirkıran,2002). Fildöfer kafes inşaatı uygulaması sonrasında gölette yapılacak ölçümlerle geriye dönük ölçümler karşılaştırılarak fildöfer kafes inşaatının etkisi belirlenmeye çalışılacaktır.
Anahtar Sözcükler: Fildöfer, sediment birikimi, erozyon

GABIONS CONSTRUCTION STUDY AS PRECAUTION TECNIQUE TO PREVENT SEDIMENT DEPOSITION PROBLEM IN WATER ACCUMULATION BASIN OF ANKARA-GUVENC POND AND SOCIAL-ECONOMICAL EVOLUTIONS
ABSTRACT
Considerable amount of soils transported by channel, river and stream is deposited in irrigation or hydroelectricity ponds. This deposition called as sedimentation causes diminishing of economical life of the hydrological water constructions. Because of this reason precaution as to preventing sediment deposition has to be urgently taken.
        The Guvenc pond located in southeastern Ankara is seriously threated by sedimentation. The survey at the pond carried out by echo-sounder shows that 30% percentage of the water accumulation reservoir has been filled. Gabions were constructed to prevent transportation of soil towards the pond. These constructions diminish gradually the soil transportation and deposition in the basin.
       Total 21 gabions treshold were constructed on the drenage network, 10 of which on Yaslimese stream and 11 of on Cevizli stream. Downstream slope lowered from 4% to%1 in Yaslimese stream and from 14% to 1% in Cevizli stream bed. Therefore, it is aimed that sediment transportation would be kept at least at its minimum level.
        The batimery map of the Guvenc pond was generated by Ankara Araştırma Enstitüsü surveys with echo-sounder in 1997 and 2002 respectively. The maximum and minimum water surface level difference of these years were calculated. The results show that the differece between the maximum and the minimum water level decreased 1.1 m between the years 1997-2002 (Demirkıran, 2002). Measurements post and pre construction phases will be compared in the years to come.
Keywords: Gabions, sediment transportation, water erosion


GİRİŞ
Toprak erozyonu, dünyanın kendisi kadar eski ve doğal bir süreçtir. Ancak bugün, toprak erozyonu, yeni toprakların doğal oluşum sürecinin çok ötesindeki bir noktaya gelmiştir. Gıdaya olan talep tırmandıkça, dünya, kendi topraklarını sömürmeye başlamakta, yenilenebilir bir kaynağı yenilenemez duruma dönüştürmektedir.
         Tarlalarındaki üst yüzey toprak kaybının bedelini çiftçiler verimliliğin düşüşü biçiminde öderler; fakat erozyonun bedelleri yalnızca tarımla sınırlı değildir. Yüzey akışlarla tarlalardan taşınan topraklar dere, ırmak, kanal, sulama ve hidroelektrik gölet ve barajlarında birikmektedir. Arazi verimini azaltan üst yüzey toprak kaybı, sulamayı, elektrik üretimini ve su yollarındaki ulaşımı da azaltabilmektedir.
         Irmakların taşıdığı sediment miktarına ilişkin en son veriler, dünyanın başlıca akarsularının büyük miktarlarda toprağı okyanuslara taşıdığını göstermektedir. Pekin’deki “ Sarı Irmak’ı Koruma Komisyonu” için çalışan Çinli üç bilim adamının, 1980 yılında elde ettiği bulgulara göre, bu ırmak yılda 1.6 milyar ton toprağı okyanuslara taşımaktadır (Brown and Wolf,1996).
       Hidrologlar, akarsuların taşıdığı toprakların dörtte birinin denizlere boşaldığını hesaplamışlardır. Geri kalan dörtte üçü ise eğim tabanlarında, barajlarda, akarsu deltalarında, akarsu yataklarında ya da öteki çukur alanlarda birikmektedir. Bu durum, çoğunlukla su yollarının değişmesine yol açmaktadır (Brown and Wolf,1996).

Dünyada ve Türkiye’de Sedimantasyon Sorunu
Taşıdığı sediment yükü bakımından , Sarı Irmak’ın hemen gerisinde, yılda 1.5 milyar ton toprağı Bengal Körfezi’ne taşıyan Hindistan’ın Ganj Irmağı yer almaktadır. ABD’nin en büyük akarsuyu Mississippi, yılda 300 milyon ton toprağı Meksika Körfezi’ne taşımaktadır. Bu değer Sarı Irmak ve Ganj’ın oldukça gerisinde olmasına karşın, tarımın kalbi olan kaybolan üst yüzey toprağını temsil ettiği için tarım açısından ciddi endişe kaynağıdır. (Brown and Wolf,1996)
        Üçüncü dünya ülkelerinin hemen tümündeki çok amaçlı gölet ve barajlar ulusal kalkınma stratejilerinin can damarı konumunda önemli yatırımlar olup, yeni ulusların sermaye birikimlerinin de önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bunların en iyi örneklerinden biri, Pakistan’daki Mangla Barajı’dır. Bu barajın tasarımcıları projelemede baraja en az 100 yıllık bir ömür öngörmüşlerdir. Hesaba katmadıkları nokta ise, barajın su toplama havzası üzerinde, artan nüfusun oluşturacağı baskılardır. Bu alana yönelen göç ile birlikte tarım faaliyetlerinin artması, barajın öngörülenden belki de en az 25 yıl önce dolmasına neden olabilecek sedimentasyona yol açmaktadır. Yapılan son tahminlerden biri, bu barajın yarım yüzyıl içinde dolacağını göstermektedir.

Tablo 1. Bazı Ülke Irmaklarının taşıdığı toprak miktarları
 

Irmaklar Ülkeler Yıllık Sediment yükü
(milyon metrik ton)
Sarı Irmak Çin 1600
Ganj Hindistan 1455
Amazon ABD 363
Mississipi ABD 300
Ravadi Burma 299
Kosi Hindistan 172
Mekong Nijerya 170
Nil Mısır 111
Toplam Türkiye 500 (m3)


       Aşırı düzeylerdeki sediment birikiminin nedenlerinden biri, bu tür çok amaçlı barajları projeleyen mühendislerin, yapılacak barajın alanını çoğu kez birkaç bin kilometrekarelik geniş bir su toplama havzasının bir parçası olarak görememiş olmalarıdır. Kolombiya’daki Anchicaya Barajı, buna klasik örnektir. Çiftçiler daha projenin başlarında, barajı besleyecek su toplama havzasının üst kesimlerini işgale başladıkları halde mühendisler sediment birikimi sorunuyla yeterince ilgilenmemişlerdir. Barajın tamamlanmasından iki yıl sonra ise, çökelti birikimleri yüzünden su depolama kapasitesinin dörtte biri kaybedilmiştir.
Hindistan’da, su kökenli erozyonun dolaylı kayıpları, Ulusal Çevre Planlaması Komitesi Başkanı B.B. Vohra tarafından özetlenmiştir. Vohra, Hindistan’da son 30 yıl içinde, 100 milyon rupiyi aşan yatırımla gerçekleştirilen, büyük ve orta kapasiteli, çok amaçlı 487 baraj ve 500.000 gölette başlayan sediment birikiminin çok ciddi bir sorun olduğunu ve şimdiki sediment birikimi hızlarının, proje tasarım aşamalarında öngörülenlerin birkaç katı düzeyinde olduğunu belirtmiştir (Brown and Wolf,1996).
      Sedimentasyon birikimi felaketine uğrayan ülkeler listesi uzayıp gitmektedir. Ülke isimleri değişebilir, ama koşullar aynıdır. Nijerya’da, Endonezya’da, Pakistan’da ya da Meksika’da, nerede olursa olsun, toprak fiziğinin temel kuralları işlemektedir. Eğimli alanlarda yanlış tarım yöntemleri uygulanırsa toprak, yağmurun etkisiyle taşınmaya başlar ve çoğu kez yararlı olmaktan çok, zararlı olacağı yerlerde birikir.
        Ülkemizin her bölgesi değişik derecelerde su erozyonu etkisindedir. Rüzgar erozyonu ise genellikle Orta Anadolu’nun güney kesimlerinde, Iğdır’da, Menemen’de ve bazı kumlu kıyı kesimlerde yer yer etkilidir. Yapılan bazı araştırma sonuçlarına göre; ülkemiz kara yüzeyinin %85’i ile işlenen tarım alanlarımızın %73’ünün şiddetli erozyon tehdidi altında olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun sonucu olarak ülkemizde de baraj, gölet vb. su yapılarında sediment birikimi sorunuyla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda; Çubuk 1 barajının 54 yılda %70’inin, Seyhan barajının 37 yılda %40’ının, Kartalkaya barajının 25 yılda %30’unun, Altınapa barajının 18 yılda %30’unun, ayrıca elimizde net bir veri olmamasına rağmen Keban baraj gölü hacminin önemli bir kısmının sedimentle dolduğu bilinmektedir. Barajlar ki özellikle GAP’ın tarihçesine baktığımızda, bunun mühendislerimizin 200 yıllık bir rüyası olduğunu görürüz. Ayrıca gerçekleşmesi için de çok büyük maddi ve manevi bedel ödememiz gerekmiştir. Ama bu tesisler erozyon ve bunun sonucu sediment taşınımı ve birikimi sonucunda dolarak işlev göremez hale gelmektedir. Ülkemizde her yıl erozyonla taşınan 500 milyon m3 lük sedimentin 108 milyon m3 ünün GAP bölgesindeki barajlara aktığı hesaplanmıştır.

Erozyon Kontrol Yöntemleri
Erozyon sorununun önlenebilmesi için, öncelikle tarım arazisi olsun, mera olsun, orman olsun her arazi yeteneğine uygun kullanılmalıdır. Çok dik, sarp ve eğimli araziler mera veya orman örtüsüne ayrılmalıdır. Daha düz ve düze yakın meyilli arazilerde kontur sürüm ve eğime dik şeritsel ekim şeklinde tekniğine uygun tarım yapılmalıdır. Ayrıca toprak üzerinde kalan anız ve organik bitki kalıntıları kesinlikle yakılmamalı, hafifçe toprağa karıştırılarak yüzeyde bırakılmalıdır. Bu şekilde toprak gevşek yapısıyla hem suyu emer hem de toprak erozyonu etkili şekilde önlenir. Bu tür yerlerde çapa bitkileri mutlaka münavebe ile ekilmelidir. Meralarda otlatma yıl içinde belirli sürelerde planlı olarak yapılmalı, ot örtüsünün belirli bir yüksekliğin altına inmesine izin verilmemeli, ayrıca mera ıslahına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Sekileme
İşlemeli tarım altındaki orta eğimli araziler basamaklar halinde sekilenerek yüzey akışıyla toprak ve su kaybı önlenebilir. Sekiler; tarla sekileri, basamak sekiler, hendek sekiler, cep sekiler gibi değişik şekillerde yapılabilir.

Eşik ve düşüler
Yarıntı ve derelerin önü taş, çalı, beton, betonarme, kargir eşik ve düşü yapıları ile kesilerek dere eğimi de düşürülerek suyun akış enerjisinin azaltılmasıyla yatak aşındırması önlenebilir.

Fildöfer Kafesler (Gabiyonlar)
        Bugün dünyada da yaygın olarak kullanılan, yeni bir teknik olarak gabiyon veya fildöfer adı verilen kafeslerle havza koruma yapıları inşa edilmektedir. Burada çürümeye karşı koruma altına alınmış galvaniz kaplı, yumuşak çelik teller özel makinelerle altıgen gözlü çift büküm olarak örülüp, dikdörtgen kafes olarak yapılmakta, bunlar yanyana ve üstüste konarak beton yada kargir benzeri yapılar elde edilmektedir.

FİLDÖFER KAFES EŞİKLERİN YAPILARI VE UYGULAMA ESASLARI
         Bugüne kadar Güvenç havzasında, havza koruma yönünden bilinen yapı ve çalışmaların birçoğu yapılmış, fildöfer kafes bentlerin de bir çok avantaja sahip olması nedeniyle bunlara eklenmesi düşünülmüştür. Yapılan araştırmalarda, fildöfer inşaatlarının beton imalatla karşılaştırılması sonucu; sulanmasının, kalıbın ,kalıba bağlı hafriyat kazısının, kum-çakıl, çimento naklinin gerekmediği, zeminde meydana gelebilecek çökmelerde kırılma riskinin olmadığı, ayrıca tabandan sızma ve oyulmalarla oturma yönünden betona göre toleranslı olduğu, inşaat maliyetinin yaklaşık yarısı olduğu, ayrıca don, yağış vb. iklim olaylarından etkilenmemesi nedeniyle her mevsim inşaatının yapılabildiği, inşaat sonrasında da uzun yıllar boyunca betonda yıpranma, aşınma vb. etkiler görüldüğü halde fildöfer taş dolgunun doğal bir malzeme olması nedeniyle arasını silt ile dolarak kumtaşına dönüşerek daha da sağlamlaşmakta olduğu ve üzerinde bitki örtüsü geliştiği gözlemlenmiştir (Akıncı,2000).

Kutu Fildöferler
Kutu fildöferler (gabiyonlar) çinko kaplı yumuşak çelik telin, altıgen (hekzagonal) şeklinde çift bükümlü olarak örülmüş gözeneklerden TSPr EN 10223-3’ uygun şekilde imal edilirler ve köşeleri boyunca gözenek imalatında kullanılan çinko kaplı tellerden daha kalın bir tel ile çerçevelenirler. Yüksekliği 1 m ve uzunluğu 2 m’den fazla olan fildöfer kafesler 1’er m aralıkta diyaframlarla hücrelere bölünür ve herbir diyafram sadece üstte ve dik kenarlarda köşe telleri ile çerçevelenir.

Fildöfer Yastıklar
Fildöfer (gabiyon) yastıklar, özel yapılmış dikdörtgen şeklinde geniş bir kaplama alanına sahip, kalınlığı 0.15-0.25 m arasında olan, 1 m aralıktaki diyaframlarla hücrelere bölünmüş olan, 3 m uzunluk ve 2 m genişliğe sahip olan malzemelerdir.
Hasır çelik levhaların bağlanması ile oluşan kutu fildöfer (gabiyon) ve yastıkların boyutları (uzunluk, genişlik, yükseklik) her proje için yapılan dizayna göre ayrı ayrı belirlenir ve aşağıdaki tabloda belirtilen standart boyutlara göre oluşturulurlar. Kutu fildöfer (gabiyon) boyutlarındaki toleranslar ± %5 , fildöfer yastık boyutlarındaki toleranslar ise ± %3 olabilir.

      Tablo 2. Kutu fildöfer kafes boyutları

Uzunluk  (m) Genişlik  (m) Yükseklik  (m)
1,50 1.00 1.00
2.00 1.00 0.50-1.00
3.00 1.00 0.50-1.00
4.00 1.00 0.50-1.00


       Tablo 3. Fildöfer yastık boyutları

Uzunluk (m) Genişlik (m) Yükseklik (m)
3.00 2.00 0.15-0.20-0.25
3.00 2.00 0.17-0.23-0.30

Şekil 1. Kutu fildöfer kafes yapısı


Şekil 2. Fildöfer yastık yapısı

        Kutu fildöfer ve fildöfer yastıklarının dolumunda kulanılacak taşlar; temiz, sert, dayanıklı, bozulmamış, en az aşınır, gözeneksiz, her türlü hava koşullarına (donmaya vs.) karşı dayanıklı taş veya kaya parçaları olmalıdır (dere malzemesi, ocak taşı vs.). Burada tüf, marn, şist, kumtaşı vb gibi eriyebilir veya dağılabilir özellikte taşlar kullanılmamalıdır. Kullanılacak taşların boyutları, en az gözenek çapına, en fazla gözenek çapının 2.5 katına sahip olmalıdır (Tablo 4).

           Tablo 4. Fildöfer kafes dolumunda kullanılan taş boyutları

Fildöfer gözenek tipi Taş boyutu
60-80 mm 90-150 mm
80-100 mm 110-200 mm

 


Şekil 3 . Fildöfer inşaat yapımında kullanılmaya uygun olmayan ve uygun olan taş ve tel kafes

          Fildöferler kafesleri (gabiyonlar) monte etme, germe, hizaya getirme, telleme ve doldurma yötemleri uygulama yerlerine göre değişir. Fildöfer kafesler uygulama alanına katlı halde nakledilir ve katlı halde gelen bu sepetler düzgünce açılıp, hasır çelik levhalar ve diyaframlar dik hale getirilerek köşeleri boyunca bağlama telleri ile bağlanır ve fildöfer kafes haline getirilerek inşaata hazır hale getirilir. Fildöferler kafes haline getirildikten sonra taşla doldurulur ve doldurma işlemi tamamlandıktan sonra kapağı kapatılır ve bağlama telleri ile tüm kafesler birbirlerine temas yüzeylerinin köşeleri boyunca bağlanır.
            Fildöfer kafeslerin görünen yüzlerini oluştururken özel dikkat gösterilmeli, sadece uygun büyüklükteki seçilmiş taşlar kullanılmalı ve bu yüzeyler iyi bir görünüm arz edecek şekilde önceden hazırlanmalıdır. Deformasyonu ve şişmeyi önlemek için, kafeslerin doldurulması aşamalar halinde yapılır. Fildöfer kafes inşaatın görünen yüzeylerine ahşap seri kalıp uygulanması durumunda daha iyi bir yüzey elde edilebilir. Taşla doldurma sırasında fildöfer kafeslerin deforme olmasını önlemek için, görünen her bir dış hücrenin düşey yüzleri arasına bağlama tellerinden tel kuşaklar gerilir. Kafesler tel kuşak seviyesinin hemen altına kadar doldurulur ve sonrasında da gerginlik sağlamak için kuşaklar döndürülür (KHGM, 2002).

Fildöferlerin Kullanım Avantajları ve Uygulama Alanları
- Ağır galvaniz / PVC kaplı yumuşak çelik ve dayanıklı tellerden, çift bükümlü olarak imal edilen fildöferler topraktan ve sudan gelebilecek bütün etki ve güçlere karşı dayanıklıdır.
- Stabil olmayan zeminler, dalgalar tarafından aşındırılan alanlar ve dalgalı akıntılarda beton ve rijit yapılardaki gibi bozulma, çökme sonucu kırılma olmamaktadır.
- % 30 boşluklu kutu ve yastık fildöfer kafeslerin yapıları suyu rahatlıkla geçirdiği için ayrıca kapsamlı bir drenaj sistemine veya barbakanlara ihtiyaç yoktur.
- Montajı çok kolaydır, uygulama süresi kısadır.
- Kalifiye işçiye ihtiyaç yoktur.
- Dolgu malzemesi olarak kullanılan taşlar uygulama yapılan yerin (dere yatağı, vs.) yakınından temin edilebilir.
- Beton yapıların aksine her türlü hava şartında uygulama yapılabilir.
- Dolgu malzemesi (taş, çakıl) ile doldurulan fildöfer kafeslerin içindeki boşluklar zamanla kum, toprak vb. malzemelerle dolduğu için içinde doğal bitki örtüsü gelişir ve bu da yapıya dayanıklılık verir ve doğayla bütünleşme sağlar.
Fildöfer kafes yapılar birçok alanda etkin olarak kullanılmaktadır. Bu alanlardan bazıları; Şev korumaları, dere yatağı ıslahı, erozyonun önlenmesi, sediment tutulması, havzaların ıslahı, demiryolları, karayolları, istinad yapıları, arazi sınır tahkimatları, köprü yaklaşım dolguları ve menfezler, liman işleri, sahil koruma, kaya ve taş düşmelerine (heyelanlara) karşı önlem olarak (Maccaferri, 2001).

ÇALIŞMA ALANI
Uygulama alanı Ankara- Yenimahalle- Güvenç köyündeki Kayaönü deresi üzerinde yapılmış olan Güvenç Göleti ve havzasıdır. Güvenç köyü Ankara-İstanbul karayolunun 35.km’sinde, Güvenç Göleti ise Güvenç Köyü’nün 2.5 km kuzeydoğusunda yer almaktadır. Kayaönü deresi, Sakarya nehri havzasında yer alır ve akarsular derecelendirme sistemine göre dördüncü dereceden bir koldur. Su toplama havzası 16.17 km2 olan havzada, akıma geçen sular Güvenç köyünden sonra Güvenç çayı adını alarak Ova çayına dökülmektedir. Havza iklim açısından Ankara klimatolojik bölge sınırları içerisindedir, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı İç Anadolu karasal iklimi yaşanmaktadır (Karabulut, 1998).
          Güvenç Göleti 1983 yılında Köy Hizmetleri genel Müdürlüğü tarafından taşkın önleme ve sulama suyu temini amaçlı olarak inşa edilmiştir. Göletin depolama hacmi 1.494.000 m3 tür. 8 yılda gölette biriken sediment miktarı echo-sounder aletiyle yapılan ölçümler ve hesaplamalar sonucunda 335.470 m3 olarak bulunmuştur. Yıllık olarak hesaplandığında bu değer 41.934 m3 tür. Bu varsayım ile gerekli havza koruma önlemlerinin alınmaması durumunda göletin ömrünün 35 yıl gibi kısa bir süre olacağı tahmin edilmektedir (Akıncı,2000).

Güvenç Göleti Fildöfer Kafes Uygulaması
Güvenç göletinde yapılan ölçümler sonucunda gölette önemli miktarda sediment birikiminin olduğunun belirlenmesi üzerine, göletin işlevini devam ettirebilmesi için gölet havzasında gerekli önlemlerin alınması kaçınılmaz olmuştur.
        Bu amaçla Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce gölet havzasında sediment taşınımını en aza indirmek amacıyla uygulanan diğer önlemlere ilave olarak bir çok avantaja sahip olması nedeniyle fildöfer kafes inşası planlanmış ve uygulanmıştır.

Şekil 5. Güvenç gölet havzası su toplama alanı drenaj ağı ve fildöfer kafes eşik yerleri

        Gölet havzasında Yaslımeşe deresi ve yan kollarında 10, Cevizlidere üzerinde ise 11 adet olmak üzere  fildöfer kafeslerle toplam 21 adet taş eşik yapılarak eğim % 1’e düşürülmüştür.


Şekil. 7 Güvenç Gölet havzası fildöfer eşiklerinden görüntüler

Burada havzanın üst kotlarında ve yamaçlarda havza koruma yönünden bir çalışmaya girilmesi düşünülmemiştir. Çünkü havzanın üst kotları ve yamaçlar kireçtaşı ve marn katmanlarıyla kaplı olup, seki teras vb. yapılacak inşaatlarda en küçük müdahalede malzeme akışa geçecektir. Havza sınırlarının tel çitle çevrilerek bitki örtüsünün koruma altına alınması düşünülmüş, ancak köyde hayvancılığın terk edildiği tespit edildiği için buna da gerek görülmemiştir. Otlatmanın olmaması ve havzanın doğal haline terk edilmesi nedeniyle tabii bitki örtüsünün gelişmeye başladığı görülmüştür. Cevizlidere'nin üst bölümünde orman teşkilatının ağaçlandırma çalışması da devam etmektedir.

Fildöfer Kafes Uygulamasında Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Mevcut proje Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde fildöfer kafesler kullanılarak yapılan ilk araştırma projesi olarak planlanmış, uygulanmış ve sonuçları gözlemlenmiştir.
           Burada görülen en önemli sorun, feyezan sonrası gelen yüksek debili akışın, fildöfer eşiklerin yer aldığı zemin ve yan şevleri yıkayarak zemin malzemesini uzaklaştırması sonucu yapının çökmesi olarak kendini göstermiştir (Şekil 8a).
           Bilindiği gibi bu inşaat kuru taş ile doldurulduğu ve hacminin yaklaşık %30’unun boşluk olduğu düşünüldüğünde, gelen su yükselerek savaktan akamamakta ve tüm yüzey alanıyla zemin ve yan şevlerden akışa geçmekte, bu arada yumuşak bir materyal olan zemindeki toprak ve silti uzaklaştırarak boşaltmakta ve sonuç olarak yapı olduğu yerde çökmektedir. Bu göletlerde şev yıkılmasına neden olabilecek borulanma olayına benzetilebilir ve burada suyun geçeceği alan çok daha büyüktür (Şekil 8b).

Şekil 8a. ve b. Fildöfer kafes eşiklerde karşılaşılan sorunlar

Bu tür olayların yaşanmaması için özellikle devamlı akışı olan ve feyezan derelerinde fildöfer kafeslerle eşik inşaatı yapılırken, bent temelinde ve yan şevlerde sağlam zemine kadar inilmeli veya zemini sağlamlaştırıcı tedbirler alınmalıdır. Ayrıca bent menba ve mansabının bir bölümü yastık fildöferlerle kaplanarak zemin oyulmalarının önüne geçilebilir.

FİLDÖFER KAFES UYGULAMALARININ EKONOMİK ve ÇEVRESEL ETKİLERİ

Fildöfer kafes uygulamaları ülkemizde demir çelik fabrikalarından başlayarak yeni bir inşaat sektörünün gelişmesini sağlayacaktır. Dünyada bu tür uygulamalar 130 yıla yakın bir geçmişe sahiptir. Ülkemizde de avantajları yeni yeni benimsenmektedir.
           Ayrıca yapılması düşünülen fildöfer kafeslerin proje aşamasında diğer inşaat malzemelerine göre daha ekonomik, her mevsim ve hemen her koşulda, örneğin su içinde bile uygulanabilir, geliştirilebilir, modüler yapıya sahip bir inşaat sistemi olması nedeniyle farklı inşaat malzemesi seçeneği olarak yerini alacaktır.
           Bu tür inşaatlar beton inşaatlara kıyasla ; kum, kalıp, beton işçiliği, sulama vb. maliyetlere kıyasla daha ucuz olması nedeniyle yaklaşık %50 daha ucuza mal olmaktadır. Ayrıca bu tür tesisler genellikle su içinde bulunduğu için suyun inşaat zemininde yaptığı oyulmalarda eşikler yerçekimi etkisiyle çökmekte, sonuçta beton yapılar rijit yapısı nedeniyle esneyemediği için kırılmakta ve dağılmaktadır. Bu durumda tesisin yeniden inşası gerekmektedir. Halbuki fildöfer kafeslerle yapılan inşaatlarda ise çökme durumunda tesis unsurları esneyerek bulunduğu yerin şeklini almakta, herhangi bir şekilde kırılıp dağılmamaktadır. Ayrıca çökme sonucu oluşan boşluklar yeni kafes ilavesi ile tamamlanarak tesisin fonksiyonunu kesintisiz olarak devam ettirmesi sağlanmaktadır. Buna karşılık beton inşaatlarda eski betonun üzerine yeni bir betonun ilavesinde aderansın sağlanması için ilave tedbirlere gerek duyulmakta, çoğu zaman da mevsimsel koşulların uygun olduğu zaman beklenmektedir.
Fildöfer kafeslerle yapılan inşaat hacminin % 30 luk kısmı boşluktur. Bu boşluk daha sonra doğal bir malzeme olan mil, silt, toprak ve bitkisel materyalle dolmakta içinde ve üzerinde doğal bitki örtüsü gelişmektedir. Bu şekilde de doğayla uyum içerisinde olan bir yapı ortaya çıkmaktadır. Daha sonraki yıllarda bu tip yapılar rekreasyon amaçlı olarak da doğal bir görünüm sağlamakla yararı daha çok artmaktadır.

Şekil 9. Fildöfer kafes yapıların çevreye adaptasyonu

SONUÇ VE ÖNERİLER
         Bir ülkenin gölet yada baraj yapması için maddi imkanlarının çok fazla olması bile tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Bu tür bir tesis için öncelikle depolamaya uygun topoğrafik yapı, jeolojik yönden geçirimsiz, zemini elverişli, iklim yönünden yağışı ve akışı yeterli havzaya sahip yerlerin bulunması gerekmektedir. Eğer bugün mevcut rezervuarlarımız dolarsa 50-100 yıl sonra onlarca barajı yapabilecek maddi imkana sahip olmamızın pek fazla anlamı olmayacaktır. Bu nedenle baraj ve gölet gibi su yapılarının yapımı bundan böyle havza koruma yönünden diğer yapım faktörleriyle birlikte ciddi olarak ele alınmalı ve havza koruma yönünden sorun bulunan yerlerde baraj ve gölet yapımı havza koruma önlemleri alınıncaya kadar ertelenmelidir.
         Bu çalışmada uygulanan fildöfer kafes bentler de diğer koruma önlenlerine göre sahip oldukları avantajlar nedeniyle havza koruma önlemleri arasında önemli bir yere sahiptir. Mukavemetlerinin ve geçirgenliklerinin yüksek olması, esnek bir yapıda olmaları, montajlarının kolay olması, kalifiye işçiye ihtiyaç duyulmaması, yılın her mevsimi inşa edilebilmeleri, maliyetlerinin düşük olması ve doğal çevre ile uyumu kolay olduğu için havza koruma önlemi olarak tercih edilmektedir.
         Ankara Güvenç göletinde Echo-Sounder aletiyle 1997 ve 2000 gölet batimetre haritası Köy Hizmetleri Ankara Araştırma Enstitüsü tarafından üretilmiş ve derinlik farkları iki farklı yılın referans kotları yardımı ile 1.1 m bulunmuştur (Demirkıran,2002). Fildöfer kafes uygulaması sonrasında gölette yapılacak ölçümlerle geriye dönük ölçümler karşılaştırılarak fildöfer kafes inşaatlarının sediment taşınımdaki etkisi belirlenmeye çalışılacaktır.

KAYNAKLAR

*Akıncı, M.,2000, Güvenç Havzası Koruma Projesi Teknik Gerekçe Raporu, KHGM.

*Brown, L.R., Wolf, C.E., (1996), Dünya ekonomisinde sessiz kriz Toprak Erozyonu (Çeviri),Tübitak,Ankara.

*Demirkıran, O., 2002, Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Yıllığı, KHGM,Ankara.

*KHGM,2002, Galvaniz Kaplı Kutu Fildöfer (Gabiyon) Tel Kafes ve Gabiyon Yastıklar Yapı Teknik Şartnamesi.

*Kıcıman A.Ş. Teknik Katalogları

*Maccaferi,2001, River Training Works Weirs problems and Solutions, Environmental Solutions.





 

Copyright© KGHM Bilgi İşlem Merkezi.