|
*Ayşe EREL *Dr.Osman
ÖZDEMİR , ,**Seyfullah
BENEK,
**Türkay BAYAR, **M.Kemal ÖZTÜRK
*Köy Hizmetleri Araştırma Entitüsü,
Samsun
**Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü, Samsun
*E-mail:sms_ae@khgm.gov.tr
Özet
Erozyon sorunu
ülkemizdeki toprakların kaybındaki en önemli sorundur. Tarım alanlarından su ve
rüzgar erozyonuyla meydana gelen toprak kayıplarının
yanı sıra; konut yapımından barajlara, sanayi alanlarından yol inşaatlarına
kadar bütün yapılaşmalarda bitki örtüsü ve toprağın canlı üst kısmı yok
olmaktadır. Gerek karayolları ve gerekse köy yollarının yapımı sırasında büyük
miktar toprak yerinden alınarak uzaklaştırılmaktadır. İşlem sırasında yarma ve
dolgu şevlerde toprak kaybı kaçınılmaz olmaktadır. Yeni açılan bir yolda yarma
ve dolgu şevler stabil
hale gelene kadar toprak kaybı devam etmektedir. Bu kaymaya, zeminin ve agregaların yapısı, şeve verilen eğim derecesi, bölgenin yağış durumu gibi faktörler etki
etmektedir. Bütün bunların yanı sıra tekniğine uygun olmayan yapımlar ve
sonrasında alınması gereken tedbirlerin yetersizliği gibi nedenlerle de her yıl
yeni açılan yollarda şev kayması yüzünden maddi ve manevi kayıplar meydana
gelmektedir. Özellikle yıllık yağışın yüksek olduğu Karadeniz Bölgesi’nde durum
daha da önem kazanmaktadır. Bu araştırmada özellikle köy yollarında şevlerin
akmasının teknik ve diğer nedenleri gözlemlenmiş ve uygulanabilecek tedbirler
üzerinde durulmuştur. Bu amaçla Köy Hizmetleri tarafından yapılan Samsun merkeze
bağlı Yenice, Tuzaklı, Gölalan, Demircisu ve Hilaltepe köylerine ait yollardaki şevler incelenmiştir.
Anahtar Sözcükler: Şev, heyelan, yol
1.GİRİŞ
Karadeniz Bölgesi hem yıllık yağışın yüksek olduğu, hem de
coğrafik konumu nedeni ile diğer bölgelerden oldukça farklı bir özellik arz
eder. Dağınık yerleşiminden dolayı yol yapımı ve her eve bir yol götürmek
oldukça masraflı olmaktadır. Bu
zorluklar uygulamada da bir takım teknik ve maddi yetersizlikleri
beraberinde getirmektedir. Yeterli etüt yapılmadan açılan yollarda şevlerin
kaymasından dolayı bozulmalar olmaktadır.
Yapılan geçici onarımlar ne yazık ki zaman ve para kaybından öte bir işe
yaramamaktadır.
Elbette yukarıda değinilen bu sorunların çözümü
vardır. Başlangıçta yüksek maliyetli gibi görünse de sonradan gelebilecek
sorunları ortadan kaldırılacağı için gerekli teknik etütlerin, sanat yapılarının
ve sonrasında alınabilecek tedbirlerin daha yol çalışmasının başlangıcında
yapılması çok önemlidir.
2.MATERYAL ve YÖNTEM
Bu çalışmada, Köy Hizmetleri tarafından
yapılan Samsun merkeze bağlı Yenice, Tuzaklı, Gölalan,
Demircisu ve Hilaltepe köylerine ait yollardaki şevler incelenmiştir. Ele
alınan yollar yapımı bitmiş ve halen sürmekte olan yollardan seçilmiş ve bu
amaçla uygulamadaki sorunlar gerek bu konuda çalışan kişilerle ve gerekse
gözlemlenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır.
2.1 İnceleme Yapılan Alanın Toprak ve İklim Özellikleri
Samsun Merkez arazi yapısını incelediğimizde % 53.5’i kuru tarıma ayrılmıştır.
Bunun hemen yarısını I. ve VI. Sınıf araziler, diğer yarısını da sürüme
elverişli olmayan VI. ve VII. Sınıf araziler oluşturmaktadır. Sulu tarımda
kullanılan arazi miktarı ancak % 1.3’ü oranındadır.
Yaklaşık % 42.3 ‘ü orman ve fundalık, % 2.12’si yerleşik alan, çok az bir kısmı da mera veya boş
arazidir. Merkez ilçenin % 86.1’inde
eğim % 12’ nin üstünde olup toprak sığ veya çok sığdır.Toprakların
% 24.0’ı orta ve % 65.7’si şiddetli erozyona uğramıştır.
(Samsun İli Arazi Varlığı, 1984)
Uzun yıllar iklim verileri incelendiğinde Samsun’un yıllık 666,3 mm yağış aldığı
görülmektedir. (Çizelge 2.1)
Çizelge 2.1 Samsun Bölge Müdürlüğü Meteoroloji İstasyonu İklim Verileri ,
1974-2002
|
Meteorolojik
Elemanlar
|
I
|
II
|
III
|
IV
|
V
|
VI
|
VII
|
VIII
|
IX
|
X
|
XI
|
XII
|
Yıllık
|
|
Yağış,mm
|
58,4
|
48,8
|
52,0
|
58,7
|
50,5
|
44,4
|
31,1
|
32,4
|
49,4
|
83,7
|
78,6
|
73,3
|
666,3
|
|
Yağışlı
Günler Sayısı
|
13
|
14
|
14
|
15
|
13
|
10
|
6
|
7
|
9
|
12
|
13
|
14
|
140
|
|
Ortalama
Sıcaklık, oC
|
6,9
|
6,6
|
7,8
|
11,2
|
15,3
|
20,0
|
23,1
|
23,2
|
19,8
|
15,8
|
11,9
|
8,9
|
14,2
|
|
En Yüksek
Sıcaklık, oC
|
24,2
|
26,2
|
29,6
|
37,0
|
34,4
|
37,4
|
35,4
|
35,2
|
30,8
|
36,7
|
29,0
|
25,3
|
37,4
|
|
En Düşük
Sıcaklık, 0C
|
-6,6
|
-6,8
|
-7,0
|
-0,2
|
2,7
|
9,0
|
13,6
|
14,0
|
7,0
|
3,5
|
-2,2
|
-3,4
|
-7,0
|
|
Ortalama
Nisbi
Nem,%
|
68,0
|
70,4
|
75,9
|
79,5
|
80,7
|
76,6
|
73,4
|
73,7
|
74,6
|
76,0
|
70,4
|
66,8
|
73,8
|
|
En Düşük
Nisbi
Nem,%
|
12,0
|
2,0
|
6,0
|
14,0
|
20,0
|
330,
|
20,0
|
36,0
|
18,0
|
16,0
|
10,0
|
8,0
|
2,0
|
|
Ort.Rüzgar Hızı, m/s
|
3,4
|
3,0
|
2,5
|
2,0
|
1,8
|
2,1
|
2,4
|
2,5
|
2,3
|
2,2
|
2,5
|
3,3
|
2,5
|
|
En Hızlı
Rüzgar Hızı
|
31,2
|
30,0
|
26,0
|
26,0
|
27,0
|
24,4
|
20,0
|
26,3
|
22,0
|
23,1
|
29,3
|
34,5
|
34,5
|
2.2
Stabiliteyi Etkileyen Faktörler
Stabilite bozulmasının genel nedeni yerçekimidir. Şev ile
sınırlandırılmış zemin kitlesi, içindeki düzlemlerde oluşan deformasyon ve
gerilme sebebiyle devamlı olarak aşağı çekilerek daha yatık bir yüzeye sahip
olmaya zorlanmaktadır.
Dengeye etki eden çeşitli faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz.
1.Şev yüksekliği, meyil, içsel sürtünme açısı,
kohezyon ve özgül ağırlık: Eğer bir şevin tabanına yakın kısımlarda zayıf
tabaka mevcutsa, şevde bir kütle kayması olabilir. Kaba taneli
kohezyonsuz
topraklar, zayıf tabaka yumuşak kil katmanı veya artezyenik
basınç gibi faktörlerin etkisinde ise dengeli olmayan zemin oluştururlar ve
şevlerin kaymasına neden olurlar. Artezyen basıncının etkisinde kalan şevler,
kaymaya sebep olabilir. Özellikle
killi veya killerin hakim olduğu topraklarda meydana gelen çamur akmasının iki
nedeni vardır. Birincisi toprağın su muhtevasında bir artış meydana gelmesi ve
bu artışın kili yumuşatması veya birim kohezyonu
küçültmesi, diğeri ise toprak içindeki suyun az miktarda değişmesiyle ortaya
çıkan kesme direncinin azalması ya da topraktaki yapısal bozulmadır (Demirbaş,
1988)
2.Civardaki dış yükler
3.Zemin
boşluklarına ve çatlaklara su dolması:Su bağımsız bir şevin dengesini birçok
yönde bozabilir. Örneğin kayan bir kütlenin tümünün veya bazı kısımlarının
ağırlıkları, içlerinde taşıdıkları su miktarlarına bağlı olarak büyük ölçüde
değişiklik gösterebilir. Suyun kayan
kütlenin içine girmesi veya kütlenin su kaybetmesi, kütleyi oluşturan toprağın
karakteristiklerini, özellikle kohezyonu değiştirir.
Boşluk suyu basıncının gelişmesi, atmosferik basınçtan küçük veya büyük olsun daneler arası basınç üzerinde büyük etki yaparak, toprağın danelerinin sürtünmesinden kaynaklanan direnci değiştirir.
Sızma kuvveti de akımın yönüne bağlı olarak stabiliteyi
artırıcı veya azaltıcı etki yapabilir. Suyun etkisine şiddetli yağış periyodu,
yer altı suyunun yükselmesi, toprak özellikleri, şevin eğimi ve şevin örtü
durumu gibi faktörler etki eder (Demirbaş, 1988).
4.Yer altı
suları:Yer altı suları, önce kitleyi oluşturan malzemenin özelliklerini etkiler.
Gözenekli ve fisürlü yapıya sahip kitlelerde boşluklar
arasına giren su boşluk suyu basıncını doğurarak kohezyonu
ve efektif gerilmeyi azaltır. Genellikle suya bağlı olarak içsel sürtünme
açısının azaldığı belirtilmektedir.
5.Yağışlar
ve tabakalardan sızan sular, özellikle geçirgen zeminlerde erozyona yol açar.
6.Faylar,
kayma mukavemeti düşük olan ana tabakalar ve özellikle su ihtiva eden ara kumlu
tabakalar kayma düzlemini belirler.
7. Yüzeyde
belirli bir tabakanın donması , tabakalarda suyun birikmesine yol açar.
8. Killi
zeminlerde yapılan kazılar neticesinde , basıncı azalan kil tabakalarının su ile teması halinde şişmesi,
9. Alt
oyulması,
10. Örtü
malzemesinin kaldırılması gibi başlıca faktörler yer almaktadır.
Şevlerdeki
kaymaların diğer önemli sebeplerinden bazıları da şunlardır.
Derelerden
malzeme alınması: Karadeniz Bölgesi, topoğrafik yapı
olarak çok engebeli ve kırık bir yapıya sahiptir. Ana derelere bağlanan kırık topoğrafyadan dolayı bazen kuru dere görünümünde, bazen de
az akarı olan yan dereler mevcuttur. Şiddetli yağışlarda bu yan dereler ana
dereye hızlı bir akış yapar ve bu akışın hızının çok fazla olmasından dolayı
oyulmalar meydana gelir. Bu oyulmalar mevcut şevlerin aşağı çekilmesini ve teresubatın ana dereye kadar gelmesini sağlar. Zaten
Karedeniz Bölgesi’nin karekteristik olarak derelerinin
çoğu vahşi dere görünümünde olup akış hızları 3m/sn’nin üzerindedir.
Yine
derelerden inşaat yapımı ve stabilizasyon için malzeme
alınması oyulmalara neden olmaktadır. Bu oyulma köprü gibi yapıların temellerine
zarar verdiği gibi normal şevlerin de dengesini bozarak kıyı erozyonuna neden
olmaktadır.
Yerleşim:Köylerde yerleşim toplu olmaktan ziyade, köylüler kendi yerleşimine
müsait olacak tepe ve yamaçlarda iskan etmiş ve bu derelere yol açılması
talebinde bulunulmuştur. Ve buralara da ulaşım temini için gereğinden fazla yol
açılmış, açılırken gerektiğinde dinamit kullanılmış, bu da arazinin
stabilitesini
bozmuştur. Bölgenin topoğrafik özelliğinden dolayı
eğim oldukça fazladır. Ulaşım temin edilmesi gereken iki nokta arasında düz
alanda basit bir güzergah geçmesi gerekirken ulaşılacak noktaya birkaç kurpla ulaşıldığından arazinin büyük bir kısmında yarmaya
girildiğinden, bu yarma mesafeleri de çok yakın olduğundan zemin akar hale
gelmektedir. Sanat yapıları da ihmal edildiği taktirde büyük arazi kayıplarına
sebep olmaktadır.
Yine
kamulaştırmadaki imkansızlıklardan dolayı şevlere yeterli eğimin verilememesi,
maddi imkansızlıklardan dolayı köprü, menfez v.b. sanat yapılarının istenilen
sayıda ve sıklıkta yerleştirilememesi,
mülkiyet sorunları yüzünden şevlerde eğimi kesecek kademeli geçişin
uygulanamaması, gibi sebepleri sayabiliriz (Resim-2).
Bunun yanı sıra tarım ve mera arazilerinin
kullanılmasındaki hatalar zaten iklim, topoğrafya, sığlık, taşlılık gibi faktörlerle kullanımı
sınırlı ve kıt olan tarımsal kaynakların daha da sömürülmesine neden
olmaktadır. Örneğin, mera alanlarındaki aşırı ve kontrolsüz otlatmalar nedeniyle
erozyon şiddetlenmekte, zayıf bitki örtüsü nedeniyle yüzey akışa geçen yağmur
suları, mera topraklarını aşındırdığı gibi, tarım arazilerinde de sel
baskınlarına neden olmaktadır. Yanlış sürüm teknikleri de erozyonu hızlandıran
başka bir faktör olmaktadır. Böylece yukarı havzalardan erozyonla aşınıp gelen
taşkınlar, bu bölgedeki yağışların da etkisi ile şevlerin kaymasını da
hızlandırmaktadır. Eğer açılan yolda fazla suyun tahliyesine imkan verecek bir
drenaj sistemi yoksa o şevin akması da kaçınılmaz olmaktadır (Samsun İli Arazi
Varlığı, 1984) (Resim 5,6).
Samsun’da
şev kaymalarını yoğun olmasındaki diğer bir faktör de yıllık yağıştır.
Ortalama yıllık 666,3 mm yağış alan bu bölgede, yağış hem erozyonu
hızlandırmakta, hem de stabil olmayan şevlerin
kaymasına sebep olmaktadır.
2.3 Şevlerin Stabilitesi İçin Alınabilecek Tedbirler
Stabilitesi bozulmuş tabi ve suni şevler ile potansiyel
tehlike arz eden fakat dengede bulunana şevlerin stabilite
bozulmalarına karşı yeterli güvenliğin sağlanabilmesi için alınacak önlemleri,
bu olayları meydana getiren sebepleri ortadan kaldırmak, kaydırıcı kuvvetleri
azaltmak, tutucu kuvvetleri çoğaltmak şeklinde özetleyebiliriz. Örnek olarak,
topuktaki kazığın ve aşırı boşluk suyu basıncı ile
stabilitesi
bozulmuş alanda şevin tekrar stabil hale getirilmesi
için destek yapılarından uygun birini seçmek ve suyu uzaklaştıracak bir drenaj
yöntemini uygulamak geçerli bir önlemdir.
Şevlerin stabilizasyon metotları ve uygulama şekillerini tablo
halinde özetlersek;
Çizelge 2.3 Şevlerin stabilizasyon metotları ve uygulama şekilleri
|
|
İŞLEM
|
TEKNİK
|
UYGULAMA
|
|
A
|
KAZI VE
DOLGU
|
- Şevlerin yatırılması,
- Yamaç yüzünü
kademelendirme,
-
Stabil
olmayan malzemelerin kaldırılması,
- Topuğu yükleme,
|
Kazı,
Kazı,
Kazı,
Taş
ve beton ağırlıklı payanda
|
|
B
|
SUYU
KONTROL
|
- Yüzey suyunu almak,
- Yüzeyi geçirimsiz yapmak,
- Suyun kütleden drenajı
|
Kafa
hendekler,
Plastik,
asfalt, püskürtme beton,
Yatay-düşey drenler, galeri, kuyu
|
|
C
|
DESTEK
YAPILARI
|
1.Dayanma
yapıları,
2.Donatılandırrma,
3 Kazıklar,
4.
Ankraj,
bulanlama,
|
Geçirimli
duvar,palplanş,
Donatılı
zemin, frisol
vb.
Sondaj,
kök kazıkları,
Mekanik
enjeksiyon,
|
Drenaj:Bir şevin içinde veya tabanında
zayıf bir toprak şartı belirtisi
açıkça görülmedikçe, şevde görülebilecek stabilite
noksanlığının, şev toprağı içindeki boşluksuyu veya onun etkisinden
kaynaklandığı düşünülmelidir. Eğer
böyle ise, en etkili çare drenajdır. Yalnız bir drenajdan önce şevlerin suyunu
yerçekimi akımı ile uzaklaştırmak mümkündür. Bu amaçla kullanılan önleyici drenler, basit
çiftlik drenlerinden, çok detaylı filtreli dren tesislerine kadar sıralanırlar.
Özellikle yol yapımında, kazı kesitlerindeki şevlere, yatay delikli ve diğer
benzer dren formları yerleştirilerek, özellikle yatay hareket eden sular drene
edilebilir. Artezyen basıncını azaltmak için düşey, delikli kuyular ve sızma
kuyuları başarı ile kullanılabilir.
Çamur akımı olabileceği tahmin edilen yerlerde önceden biriken fazla
suyun akıtılması yerine, suyun toprağa girmesini önleyecek drenaj tesisi
düşünülmelidir. Esas düşünce, yüzey ve yüzey altı akımlarının her ikisini birden
arazinin yukarı kesimlerinde kesmek ve suyun toprak kütlesi içine sızarak kütle
içinde aşağılara doğru akmasını önlemektir. Yalnız, drenaj yapılacak arazinin yüzeyi
uygun bir meyille tesviye edilerek, yüzey sularının her noktada aynı derinlikte
akması sağlanmalıdır. Çiftlik drenleri tesviye eğrilerine paralel olarak
döşenmelidir.
Şevlerde meyilin kırılması: Birçok
hallerde drenaj ve meyil kırılması tedbirleri birlikte alınır. Fakat bu yöntem,
mülkiyet sorunları nedeniyle her zaman uygulanamamaktadır.
Geotekstil Malzemeleri: Zeminlerin sınırlı kayma ve çekme dayanımına sahip oldukları
düşünülürse çok dik şevlerde, şev tabakalarına destek yapılması gereği ortaya
çıkar. Zemin takviyesinde geotekstillerin uygulanması
yer, zaman ve maliyet açısından
avantajlar sağladığı gibi, büyük şehirlerde sık sık yaşanan kamulaştırma bedellerinde de
önemli ölçüde düşüşler meydana getirir. Geotekstillerin
önemli bir özelliği de, zayıf zeminlerdeki uygulamalarında büyük ölçüde agrega tasarrufu ile yol yapımının gerçekleştirilmesi veya
sabit agrega kalınlığında yol alt yapısının darbelere
dayanma ömrünü uzatmasıdır. Ayrıca, hidrolik basıncın etkisini ve erozyonu
önlemede barajlarda, sahil düzenlemeleri ve toprak dolgularında da
kullanılmaktadır.
Frisol: Frisol,
doğal olarak canlı bir bitki örtüsü oluşamayan yerlerde, bitkisel toprak
bulunmayan ham zeminlerde ve çeşitli nedenlerle bitki örtüsü tahrip olmuş
sorunlu alanlarda kolay hızlı, güçlü ve kalıcı bir
bitkilendirme
için geliştirilmiş bir yöntemdir. Frisol uygulamasında çeşitli bileşenler uygulanmaktadır. Bu
bileşenlerin kullanım miktarları, yerinde yapılan alan etüdü ile bitkilendirilmesi amaçlanan sahanın fiziksel ve kimyasal
yapısına, eğimine, iklim koşullarına ve bitkilendirme
amacına uygun olarak saptanmaktadır. Bu karışımlar, bölgeye ve amaca en uygun
tohumların da katılmasıyla sahaya püskürtülmektedirler. Gerekli yerlerde,
örneğin eğimli alanlarda, karışıma katılan bir yapıştırıcı ile diğer malzemeler
ve tohumlar zemine fikse edilmektedir. Bu karışımlarda
kullanılan komponentlerden biri olan olan frisol A (organik NP-gübre, likid), püskürtülmeden önce en az 1:20 oranında
seyreltilmesi gereken konsantre bir sıvıdır. Toprakta mikrobiyolojik faaliyeti
aktive eder, bitkilerin besin teminini düzenler ve köklerin güçlenmesini sağlar.
Tampon madde özelliği ile pH dengeleyici ve özellikle
tuzluluğun getirdiği sorunlara karşılık koruyucu bir etki yapar. Frisol F (organik NPK- gübre) , isimli bileşen ise % 100
mikrobiyolojik biomas olup % 80 organik madde içerir.
Frisol A ile birlikte toprağın su tutma kapasitesini
artırır ve su ile yıkanıp gitmeyerek, uzun süre etkili besin kaynağı görevi
yapmaktadır. Bu bileşenler ayrı ayrı veya birlikte,
özellikle otoyol şevlerinde erozyonu
önlemede başarı ile kullanılmaktadır.
Toprak İşleme Tekniklerinde Alınacak Tedbirler: Yukarı
havzalardan taşkın ve
erozyonla gelen malzemenin şevleri bozmasını engellemek için kontur karık, kuru
eşik, seki, taşkın kontrol bentleri gibi toprak ve su muhafaza tedbirleri
alınmalıdır.
3.GÖZLEM VE SONUÇ
Araştırma yapılan yerlerden alınan zemin numuneleri
üzerinde yapılan laboratuvar deneyleri sonucu zemin
parametreleri içsel sürtünme açısı=
8.50 ve kohezyon katsayısı 0.30 olarak tespit
edilmiştir. Sonuçlara bakıldığında bu parametrelerin düşük olduğu görülmektedir.
Köy hudutları içerisinden geçirilen yolların çok ciddi drenaj problemlerinin de
olduğu bilinmektedir. Bu durumda zeminlerin hareketinin ne olacağı açıktır.
İstinat duvarı varsa kayacaktır, yoksa zemin kütlesi hareket ederek yolu
kapatacaktır. Bu istenmeyen durumları olmaması için, güzergah etütlerinin,
özellikle de zemin parametrelerinin tespiti önem kazanmaktadır.
Şevlerin
kaymasında birçok teknik yetersizliğin yanı sıra uygulamadaki yetersizlikler,
maddi ve hukuki nedenler rol oynamaktadır. Yol planlamasında iyi bir zemin etüdü
en önemli faktördür. Gerekirse zemin etüdüne göre yol güzergahı
değiştirilmelidir. Ancak, köy yollarındaki kamulaştırma sorunları yüzünden
tekniğe uygun hareket edilememesinin yasal engelleri ortadan kaldırılmalıdır.
Yol üst yapısından önce alt yapı inşaatının bitirilmesi gerekmektedir. Bu
konudaki maddi imkansızlıklar aşılmalıdır. Heyalanlı
bölgeden yol geçirilme zorunluluğu varsa mutlaka zemin iyileştirme teknikleri,
drenaj, istinat yapıları, heyelan topuğu güçlendirme, kafesleme, teraslama gibi
yöntemlerle beraber otlandırma,
ağaçlandırma gibi tedbirler de
alınmalıdır. Ayrıca, şev üzerinde yer alan tarım ve mera topraklarında uygun
toprak işleme teknikleri özendirilmelidir.
LİTERATÜR
Demirbaş,
S., 1988. Şevlerin Dengesi, Tarım Orman ve
Köyişleri Bakanlığı Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Yayınları.Ankara
Durgun, T., Kuşman, N.
1998. Toprak ve Su Muhafazasında Yeni Bir Bitkilendirme
Tekniği:Frisol.Tarım ve Mühendislik. Sayı:56,
sayfa:42-46
Samsun Meteoroloji Bölge Müdürlüğü . 1974-2002
Samsun İli Arazi Varlığı.1984. tarım Orman ve Köy
işleri Bakanlığı, Topraksu Genel
Müdürlüğü yayınları .İl Rapor No:55. Genel Yayın No:748. Ankara
Yüzey Toprağı Stabilizasyon
Yöntemlerinin Arazide Karşılaştırılması.
www.ziraat.ktu.tr/toprak/
Ceyhan/yuzeytop.htm.
2003
Yarma Şevlerin Drenajı. gazi.edu.tr/inşaat.2003
Sayfa Başı
|